(1163 S. K. m. 27)
Taraflar arasındaki davanın Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 20.06.2000 tarih ve 1999/139 - 2000/262 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olup, bir süre ekonomik sıkıntıya düştüğünü ve aidatlarını ödeyemediğini, bunun üzerine kooperatifçe kendisine çok yüksek miktarlarda borç çıkartıldığını ileri sürerek kooperatife olan borç miktarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davanın menfi tespit istemini içerdiğini yargılama safhasında, davacının ortaklıktan ihraç edilip, ihracı onayan genel kurul kararına karşı da bir dava açılmadığı ve ihracın kesinleştiği artık davacının davada hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalı kooperatif tarafından kendisine gönderilen ihtarnamelerdeki miktarlarda borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının ortaklıktan ihracına ilişkin yönetim kurulu kararına itirazı üzerine, ihracı onayan genel kurul kararı aleyhine süresinde dava açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmişse de, davacı hakkında verilen ihraç kararı şahsi hakka ilişkin olup, hakkında genel kurulca alınan kararın, genel kurula bizzat katılmış olması halinde dahi kendisine tebliğinin gerekmesi karşısında, dosya kapsamından henüz genel kurul kararının kendisine usulünce tebliğ olunmadığı anlaşılan davacı açısından dava açma süresinin başlamadığı hususu gözardı edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca ortaklardan parasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri istemini belirtir ihtarnamelerdeki borç miktarının da doğru olarak hesaplanması gerekir. Şayet kooperatif ortağı borç miktarına itiraz edip menfi tespit davası açmış ise, bu davanın sonucu beklenmeden ortak hakkında ihraç kararı da alınmaması gerekir. Mahkemece, tüm bu hususlar göz ardı edilerek ihracın kesinleştiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararı açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy