(1086 S. K. m. 417)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 27.10.1999 tarih ve 1995/30-1999/627 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderildikten sonra dosyanın gönderildiği anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin Almanya'dan ithal ettiği bir kısım makine aksamlarının gerekli montajlarını ve testlerini yaptıktan sonra Almanya'ya ihraç ettiğini, müvekkilinin bu şirketin kurucusu olup, şirkete maddi, manevi ve kişisel emeği ile yardımcı olup bugünkü duruma getirdiğini, kuruluş masrafı olarak 124.500 DM.nı Vakıflar Bankası Cebeci şubesindeki şirket hesabına yatırdığını, şirketin kredi borcuna karşılık 19.000 DM ödeyip, şirket yetkililerine elden 22.000 DM verdiğini, davalı şirketin kuruluş sonrasında 1.1.1992-31.1.1993 tarihleri arasında 613 gün mesai harcayıp, uçak biletleri ve kalış masrafı 70.000 DM'nı kendisinin karşıladığını, K. K.'ın sahibi olduğu 900 paydan 650'sini 32.500.000 TL bedelle kendisine devrettiğini ve bedelini nakten tahsil ettiğini, ortaklar kurulu kararına rağmen davalı şirketin yetkili müdürü K. K. tarafından yabancı sermayeli şirkete dönüştürülmediğini ve ortak kabul edilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişen hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000.000 DM'ın libor faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, gerçek kişi davalıların pasif husumeti bulunmadığını, davacının yabancı sermayeyi teşvik ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğini, pay devir sözleşmesinin resmi sonuç doğurmamasının kendilerinden olmadığını, davacının ayrı firma kurup kendileriyle işlem yaptığını, kendilerine ödediği parayı geri ödediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davacının toplam 127.000 DM.nı davalı şirkete banka aracılığı ile gönderdiği, ayrıca 13.000 DM.nı davacı hesabına yatırdığı, davacı 70.000 DM masraf istemiş ise de, hesaptan 273.000.000 TL çekerek bunun karşılığını aldığı, davacıdan alınan DM'nın bir kısmı ödenerek bakiye 19.000 DM alacağı kaldığı ve 650 pay senedinin dava tarihi itibariyle değerinin 980.410.750 TL olarak tesbit edildiği, davalı M.'in fiziki ve hukuki bir eylemi olmadığı, davalı K.'in davalı şirketle birlikte davacıya karşı benimsenen borçlanmasından dolayı müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle, davalı M. K. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, 17.000 DM ile 980.410.750 TL.nın diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
1-Davacı vekili, dava dilekçesinin olaylar kısmında talep kalemleri içerisinde, müvekkilinin davalı şirketin ortağı diğer davalı K. K.'ın sahibi olduğu 900 paydan 650'sini 32.500.000 TL karşılığında satın aldığını ve fakat daha sonra şirkete ortak yapılmadığını beyan etmiş ise de, dilekçenin talep sonucu kısmında, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 DM.ın tahsilini istemiş ve TL bazında bir istemi bulunmadığına göre, davacının pay bedeline ilişkin isteminin saklı tutulan haklar içerisinde mütaala edilmesi gerektiği ve HUMK.nun 74 ncü maddesi uyarınca, talepten fazlasına hükmedilemeyeceği düşünülmeden, yazılı şekilde pay bedelinin tahsiline de karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan, davacının borç parayı (DM), şirkete verdiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı, geri ödeme yükümlülüğünün de şirkete ait olması karşısında davalı K. K.'ın hisse satışı ile ilgili davanın muhatabı olduğu ve söz konusu istemin (1) no'lu bentte açıklandığı üzere dava konusu edilmediğine göre, davalı K. K.'a şirkete verildiği ileri sürülen borçtan dolayı husumet yöneltilemeyeceği dikkate alınmadan, şirkete borç verilen para nedeniyle adı geçen davalının müteselsilen sorumlu tutulması isabetli olmamıştır.
3-Yine, davacı davalı şirket için yaptığı masraf için 70.000 DM istemiş olup, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda davacının şirket için masraf yaptığını kanıtlayamadığı ve fakat davalı şirketin kendisine ödediği 273.000.000 TL.nın bu masraf karşılığı olduğunun belirtildiği, davalı ise sözkonusu paranın borcun geri kalan 17.000 DM karşılığı verildiği savunulduğuna ve davacı bu parayı masraf olarak harcadığını kanıtlayamadığına göre, davalının bu savunmasının ödeme defi olarak kabulü gerekecektir. Bu halde kanıt yükü davalı tarafa düşeceğinden, sözkonusu paranın 17.000.000 DM'nın karşılığı olup, olmadığının kanıtlanması için davalıya fırsat verilmesi ve gerekirse bu konuda davalı tarafa davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmak ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmak gerekirken, tüm bu hususlar gözardı edilerek hüküm tesisi doğru olmamıştır.
4-Diğer yandan, davanın 50.000 DM üzerinde açıldığı ve kısmen kabul kısmen redle sonuçlandığına göre, HUMK.nun 417 nci maddesi uyarınca, yargılama giderlerinin kabul ve red edilen miktara göre taraflar arasında bölüştürülmesi gerekirken, gerekçe gösterilmeden tümünün davalı tarafa yüklenmesi doğru görülmediği gibi, red edilen kısım üzerinden davalı tarafa Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği, vekalet ücreti takdiri gerekirken, bu hususun dahi gözden kaçırılması isabetsiz olduğundan kararın bu nedenle de, bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1), (2), (3) ve (4) no'lu bentlerde yazılı nedenlerle, kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy