(6762 S. K. m. 368, 370, 381)
Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul Asliye 5.Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 22.5.2000 tarih ve 2000/330-517 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin diğer davalı ortaklar gibi ortağı olduğunu, 1991-1997 yıllarına ait yapılan genel kurul toplantılarına davalı Dursun Efe'ye müvekkili adına vekaleten katılması için yetki verilmediği halde hazurun cetvellerinde bu yönde açıklama yer aldığını 1997 yılı hazurun cetvelinde asaleten görülen imzanın kendisine ait olmadığını, müvekkilinin adresinin Dursun'un adresi olarak yazıldığını, şirketin başka bir şirkete ortak olmasına karar verildiğini, şirketin tüm malvarlığının rehin gösterilerek şirketin kredi alıp borçlandırıldığını, genel kurul kararlarının iyiniyet kurallarına, ana sözleşmeye ve yasaya göre alınmış kararlar olmadığını, TTK.nun 368. maddesine uygun çağrı yapılmadan ve 370. maddesinde yazılı koşul gerçekte yerine getirilmeden sahte işlemlerle yerine getirilmiş gibi yapılan genel kurul toplantıları sonucu alınan kararların yoklukla malul olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin şirkete hissedar olduğunun tespitine, davalı Sedat adına tescil edilen hissenin iptali ile pay defterlerine müvekkili adına tesciline, genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.Ş vekili, davanın TTK.nun 381. maddesinde yazılı üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunarak ve Sedat Efe'nin pay sahibi olarak tescil ve ilanının sehven yapılmış bir işlem olduğunu, düzeltileceğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı Sedat Efe, duruşmada davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar, yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda davanın TTK.nun 381. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, zira en son genel kurul kararının 1997 tarihli olduğu, bu durumda diğer iddiaların araştırılmasına gerek kalmadığı gerekçeleriyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, genel kurul kararlarının iptaline ve davalı Sedat adına tescil edilen payın iptali ile davacı adına tespit ve tesciline ilişkindir.
Mahkemece, her iki istemin de TTK.nun 381. maddesinde yazılı 3 aylık süreye tabi olduğu ve sürenin geçirildiği, dolayısıyla ikinci istem bakımından da herhangi bir araştırma yapılmasına gerek kalmadığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiştir.
Oysa, davalı şirket vekili savunmasında, iptali istenen genel kurul kararlarının ticaret sicilinde ilanı sırasında pay sahipleri arasında davalı Sedat'ın da sehven gösterildiğini, hatanın düzeltileceğini bildirmiştir. Ancak, davalı Sedat, davayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacının ikinci isteminin süreye tabi olmadığı kabul edilerek, davalı Sedat'ın varsa delilleri sorulup, toplanmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme sonucu davanın bu istem bakımından da süre yönüyle reddine karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy