(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 28.12.1999 tarih ve 1998/493 - 1999/962 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı bankaca ipotekli bulunan iki adet taşınmazın ipotek bedellerinin yeni malik müvekkilleri tarafından 06.04.1994 ve 14.03.1995 tarihinde ödendiğini, ipoteğin fekki için davalıya 13.04.1995 tarihinde müracaat edildiğini, taşınmazların bir kısmının kamulaştırılarak bedelleri olan 1.149.550.000.- lira'nın 20.10.1997 tarihinde dava dışı bir bankaya yatırıldığını, bu paranın davalı bankanın ipotekleri fek etmemesi nedeniyle çekilemediğini, bir yıl boyunca vadesiz hesapta kalan paranın enflasyon, döviz, altın ve faiz karşısında eridiğini, müvekkilinin bu parayı doların getirisinden daha yüksek bir gelir elde edebilecek şekilde değerlendirebileceğini, bu nedenle zarara uğradıklarını, masraflar yapmış olduklarını beyanla şimdilik 750.000.000.- lira'nın dava tarihinden itibaren reeskont oranında faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların taşınmazları ipotekli olarak satın aldıklarını, borcun ödenmesinden sonra ipoteğin fekkini istediklerini, yasal takip borçlusunun ülke genelinde asalet veya kefalet riskinin olup olmadığı konusunda yapılan araştırmanın zaman aldığını, davacılarında ipoteğin fekki için gerekli çabayı harcamadıklarını, kusurları bulunmadığını, olayda BK.nun 105 nci maddenin uygulanma yerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, ipoteğin zamanında fek edilmemesinden dolayı davacıların zarara uğramış oldukları gerekçesiyle davanın kabulü ile 750.000.000.- lira'nın dava tarihinden itibaren % 80 faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıların satın aldıkları taşınmazlar üzerinde davalı banka lehine bulunan ipoteklerin zamanında kaldırılmaması nedeniyle uğranılan munzam zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yukarıda da özetlendiği şekilde davalı bankaya ipotekli bulunan taşınmazları davacıların satın almalarına müteakip ipotek bedellerini ödeyerek ipoteklerin fekkini isteme haklarına yazılı başvuru üzerine davalı bankanın gerekli formaliteleri yerine getirmeye başladığı, bu arada ipotekli taşınmazların kamulaştırılarak bedellerinin davacılar adına dava dışı bir bankaya yatırıldığı, ipoteklerin kaldırılmaması nedeniyle davacıların bu parayı alamadıkları, davalı bankaca ipoteklerin ancak, davacıların 01.06.1998 tarihli ikinci ipotek fekki isteme yazılarından ve 22.07.1998 tarihli ihtarnamelerinden sonra 30.07.1998 tarihinde fekkedildiği, davacılar her ne kadar bu davada BK.nun 105 nci maddesine dayanmışlar ise de, davacıların asıl talebinin ipoteğin geç çözülmüş olması sebebiyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazminidir. O halde, davacıları zararlarının nelerden ibaret olduğunu açıklama ve bu konuda ispat imkanı vermek suretiyle delillerinin toplanarak gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde olayda uygulanma yeri bulunmayan munzam zarar hesaplanması doğru görülmemiştir.
2- Kabule göre de, davacılar vekili dava dilekçesinde 968 ve 666 nolu parseller üzerindeki davalı banka ipoteğinden bahsetmiş olup, dosyaya celbedilen tapu kayıtlarına göre 968 nolu parselde davalı banka ipoteği mevcut olup, 666 nolu parsele ilişkin tapu kaydında davalı banka ipoteği gözükmemektedir. O halde bu konuda davacılara açıklama imkanı verilerek 666 nolu parselde davalı banka ipoteğinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturularak meydana gelen zararın buna göre hesaplanması gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak da karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy