(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 7.3.2000 tarih ve 1998/227-56 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta şirketi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkillerinin murisine ait olup davalı şirket nezdinde kasko sigortalı vasıtanın geçirdiği kaza sonucunda hasarlandığını, ancak hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek hasar bedeli 1.202.066.000 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davaya cevabında,hasarın sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle poliçe teminatı kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia,savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran trafik kazası tespit tutanağında sürücünün alkollü olduğu belirtilmiş ise de gerek zabıt mümzilerinin gerekse tanık beyanlarından sürücünün değil yanında oturan şahsın alkollü olduğunun belirlendiği, bir an için sürücünün alkollü olduğunun kabulü halinde dahi alkol derecesinin yasaklanan miktardan fazla olduğunun davalı tarafından kanıtlanamadığı,hasar bedeline ise davalı tarafından yapılmış bir itiraz bulunmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı sigorta şirketi vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava sigorta tazminatının ödettirilmesi istemine ilişkindir. Sigorta poliçesinde dain ve mürtehin olarak dava dışı Hürriyet Pazarlama A.Ş'nin gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıların talepte bulunmaya hakkı bulunduğu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Davacıların sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için dain ve mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan husus nazara alınarak, bu konuda ispat yükü üzerine düşen davacılara dain ve mürtehininden sigorta tazminat alacağını istemesine izin verdiğine dair muvafakatname ibraz etmek üzere münasip bir önel verilerek, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerektiği gibi,
3- Davalı vekili davanın tümüyle reddini talep etmiş olmuş bu savunma zarar miktarına itirazı da kapsamaktadır. Bu durumda mahkemece davacılara ait araçta kaza nedeniyle oluşan gerçek zarar miktarının saptanması gerekirken bu yönde bir itiraz bulunmadığı gerekçesiyle hiçbir inceleme yapılmaksızın talep gibi davanın kabulüne karar verilmesi de yanlış olmuş ve kararın açılanan nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy