(Hırsızlık Sigortası Genel Şartları m. A.1, B.5)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Fatih Asliye 1. Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 3.5.2000 tarih ve 1999/447-2000/327 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait aracın 19.9.1994 tarihinde çalındığı ihbar edildiğinden aracın rayiç değeri olan 295.000.000 TL. nın 14.11.1994 tarihinde davalıya ödendiğini, söz konusu aracın 14.4.1996 tarihinde bulunduğunu ve 24.4.1996'da davalıya bildirildiğini ancak davacının genel şartlar 3.3.3.2.maddesi uyarınca hiçbir işlem yapmadığından 18.12.1997 noter ihtarı ile aracın devrinin talep edildiğini, davalının devri yapmadığı için aracın satılamadığını ileri sürerek dava konusu aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun hükmen tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sedat Kocamustafaoğlu, aracının bulunduğunu 18.12.1997 günlü cevabi noter ihtarı çektiğini ve tazminatı ödemeye hazır olduğunu belirttiğini savunarak davanın reddine 295.000.000 TL. nın depo edilmesi koşulu ile arabanın tarafına teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, davalının aracın bedelini, dava açılmadan önce davacıya ödemeyi kabul ettiğinden, davanın hukuki dayanağı kalmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, sigorta şirketine kasko sigortalı araç 19.9.1994 tarihinde çalınmış, 14.11.1994 tarihinde de sigorta bedelinin tamamı davalı sigorta ettirene ödenmiştir. Çalınan bu araç 14.4.1996 tarihinde bulunmuş ve davacıya teslim edilmiştir. Davacı sigorta şirketi, sigorta poliçesinin ayrılmaz parçası olan genel şartların 3.3.3.2./2 maddesine dayanarak mülkiyetin kendisine geçtiğinden bahisle aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini talep etmiş, davalı da aynı maddenin sigorta ettirene tanıdığı seçimlik hakkını kullanarak kendisine ödenen sigorta bedelini aynen iade etmeye hazır olduğunu bildirerek aracın teslimini talep etmiştir.
Yukarıda değinilen sigorta genel şartları hükmüne göre, sigortacı tarafından değeri ödenen aracın bulunması halinde sigorta ettiren tazminatı ya iade etmek ya da aracın mülkiyetini sigortacıya devir etmekle yükümlüdür. Dava dilekçesinde münhasıran araç mülkiyetinin davacıya devri istenilmiş ise de, davalı tarafça anılan sözleşme hükmü uyarınca sigorta tazminatının iade edilmek istenmesi karşısında mahkemece dava dilekçesindeki neticeyi taleple bağlı kalınmaksızın, sözleşme hükümleri bu açıdan değerlendirilerek davalının iade etmekle yükümlü olduğu alacak tutarının saptanması gerekmektedir. Bunun için de, sigortalıya ödenen tazminat miktarı değil, sigortalı aracın dava tarihindeki değerinin araştırılıp belirlenmesi, bu miktarın davalı tarafça ödenmek istenip istenmediğinin kendisinden sorulması ve beyanının alınmasından sonra sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy