(2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki davanın Ankara 14. Sulh Hukuk Mahkemesince görülerek verilen 25.4.2000 tarih ve 1999/931-2000/441 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatif üyesi olan davalının, 80 milyon TL aidat alacağının tahsili için aleyhine başlatılan takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 1993 yılında alınan genel kurul kararı gereğince 10 katlı binaların 5 katlı binalar seviyesine geldikten sonra binalardan daire isabet edip tapusunu da aldığını, devam eden inşaatlar için gerekli finansman bakımından aidat alınmasına ilişkin 28.2.1999 ve 20.6.1999 tarihli genel kurul kararlarının iptali için Ankara Asliye 2. ve 4. Ticaret mahkemelerine açılan davaların sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda savunmada geçen dosyalarda davalının davacılar arasında adının geçmediği, dolayısıyla sonucunun beklenmesinin gerekmediği, 28.2.1999 tarihli genel kurul kararında inşaatı biten 5 katlılarda oturanlar için de aidat yükümlülüğü getirildiği, takibin bu karara dayandığı, bu kararın iptal edilmediği borcun ödendiğine ilişkin belge de bulunmadığı, ödeme emrinin 16.7.1999 tarihinde tebliğinden itibaren gecikme zammının 32.553.332 TL olarak hesaplandığı gerekçeleriyle 80 milyon TL asıl alacak ile birlikte toplam 112.553.332 TL üzerinden takibin devamına, 45.021.333 TL inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava ve 17.11.1999 tarihli dilekçelerinde takip ve davanın, devam eden on katlı inşaatlara finansman sağlamak için davalının da içinde bulunduğu inşaatı biten beş katlılarda oturanlara da aidat yükümlülüğü getiren 28.02.1999 tarihli genel kurul kararına dayandığını, alt yapı ve yönetim giderlerine ilişkin olmadığını açıklamıştır.
Davalının savunmasında ileri sürdüğü gibi eğer 1993 yılında yapılan genel kurulda, inşaatı biten beş katlılarda oturanların devam eden on katlı inşaatların finansmanına katılmayacaklarına ilişkin bir karar alınmış ve 28.02.1999 tarihli genel kurul kararı da davacı vekilinin açıkladığı hususlara ilişkin ise sonraki tarihli genel kurul kararı, dairemizin yerleşik uygulamasına göre önceki tarihli genel kurul kararı ile davalı lehine oluşan kazanılmış hakkı ihlal etmiş olacağından, karara muhalefet şerhi konulmasına dahi gerek olmaksızın mutlak butlanla batıl sayılma durumuna düşecektir. Dolayısıyla sonraki tarihli genel kurul kararının iptali için Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesinin 19997/175 esasına açılan davanın davacıları arasında işbu davanın davalısının bulunmayışı, mahkemenin gerekçesinin aksine sonuca etkili değildir. Zira, mutlak butlan iddiası yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği için davalı da sözü edilen davanın sonucundan o davada taraf olmasa dahi etkilenecek, o davanın kabul ile sonuçlanmasından yararlanacaktır.
Bu durumda mahkemece, iddia ve savunmada geçen genel kurul kararları celbedilmek, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirilmek, sonraki tarihli genel kurul kararının iptali için açılan davanın sonuçlanıp kesinleşmesi beklenmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle davanın kabulü, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy