(818 S. K. m. 55)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 17.4.2000 tarih ve 1997/795-2000/195 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi G.G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta poliçesi yapılan aracın yol ortasındaki kanalizasyon çukuruna sağ ön tekerleği girmek suretiyle yan yatarak hasarlandığını, kazanın tamamen yol sathında gevşek malzeme kullanılmasından kaynaklandığını, davalı ASKİ Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğunu beyanla 598.962.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş açılıp bu dava ile birleştirilen davada da davalı A.S. A.Ş.'nin kazanın meydana geldiği yerde çalışma yapan şirket olduğunu aynı miktarın diğer davalı ile müştereken ve müteselsilen bu davalıdan da tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı A.S. A.Ş. vekili, yapımını üstlendikleri yolda bir kaza olmadığını, yapımına devam edilen yolun trafiğe açılamayacağını, kazaya sigortalı araç sürücüsünün dikkatsizliğinin neden olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, kazanın kanalizasyon çalışması yapılan sokakta açılan çukura sigortalı aracın düşmesi sonucu meydana geldiği, olayda sigortalı araç sürücüsünün 3/8, davalı tarafın 5/8 kusurlu olduğu, kanalizasyon işinin davalı A.S. A.Ş.'ye verilmiş olduğu, sözleşmeye göre verilen zararlardan bu davalının sorumlu olduğu, davalı ASKİ Genel Müdürlüğü'nün husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 346.250.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı A.S. A.Ş.'den tahsiline, davalı ASKİ Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı tarafından kasko sigorta poliçesi yapılan aracın davalıların kanalizasyon çalışması yaptığı yolda kanalizasyon kanalına girmesi nedeniyle uğranılan zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunumuzun 55. maddesine göre başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan sorumludur. Bu sorumluluğun koşulları ise istihdamk eden ile istidam olunan arasında çalıştırma ilişkisinin bulunması, tabiiyet, zararın hizmetin ifası sırasında meydana gelmesi, eylemin hukuka aykırı olması ve uygun illiyet bağının bulunmasıdır. Buna göre, istihdam edenin sorumluluğunun kökeni göstermekle yükümlü olduğu özen görevinin ihlalidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında somut olay incelendiğinde; davalı ASKİ'nin görevleri arasında bulunan pissu, yağmursuyu kanalizasyon inşaatı yapma işini 8.4.1997 tarihli sözleşme ile diğer davalı şirkete vermiş olduğu ve işin devamı sırasında sigortalı aracın yol üzerinde bulunan ve kanalizasyon kapağı bulunmayan deliğe bir tekerleğinin girerek hasarlandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık olayda sorumluluğun kime ait olduğu noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar mahkemece davalılar arasındaki sözleşmeye göre davalı şirketin bağımsız bir çalışma sergilediği, verilecek zarardan müteahhit konumundaki davalı şirketin sorumlu olacağının taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırıldığı, dolayısıyla işveren ASKİ'nin sorumlu olmadığı kabul edilmiş ise de davalılar arasındaki 8.4.1997 tarihli Çankaya Ayrancı Güvenlik 2. Etap 2. Kısım pissu, yağmursuyu kanalizasyon inşaatına dair sözleşme incelendiğinde işveren konumunda bulunan davalı ASKİ'nin iş süresince işyerinde bulunduracağı elemanları ile işin kontrolünü yapacağı, lüzumlu gördüğü hususların müteahhit tarafından yerine getirilmesi gerektiği iş projelerinin ASKİ tarafından tasdik edileceği ve müteahhidin çalıştıracağı teknik personelin dahi ASKİ'nin gözetiminden geçirileceğinin kararlaştırılmış olduğu, dolayısayla işveren ASKİ'nin işin yapımı sırasında kontrol ve denetleme yetkisini bırakmadığı, anılan sözleşmenin ASKİ'nin sorumluluğunu ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı açıktır. Her ne kadar sözleşme ile işin yapımı sırasında meydana gelen zararlardan müteahhidin sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de bu husus taraflar arasındaki iç ilişkide değerlendirilebilecek olup, zarar görene karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. O halde davacıya sigortalı araçta meydana gelen zarardan her iki davalıda müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, davalıların birbirlerine karşı rücu imkânlarını ortadan kaldıracak surette yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre de mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde alınan raporda hasarlı parça bedlleri toplamında toplama hatası yapılmış olup, bu hususunda gözden kaçırılmış olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy