(1163 S. K. m. 17)
Taraflar arasındaki davanın Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 4.5.2000 tarih ve 1998/883-2000/268 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Güllük köyü/MİLAS da bulunan taşınmazındaki hissesini davalıya ayni sermaye olarak verdiğini, karşılığında da 30.5.1986 yılında pay senedi aldığını, bilahare müvekkilinin aidatları ödeyemediği için 30.11.1993 yılında kooperatiften çıkarıldığını ileri sürerek sermaye olarak konun arsanın rayiç değerine mahsuben şimdilik 1.000.000.000 liranın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ana sözleşmenin 7.maddesi uyarınca aynı sermaye konmasının mümkün olmadığını, davacının ihraç edildikten sonra Kooperatifler Kanunun 17. maddesince hesap edilen paranın davacı tarafından ihtirazı kayıtsız alındığı, bundan sonra hak iddia edilemeyeceğini savunarak davanı reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının kooperatiften 1993 yılında ihraç edildiği halde ihraç kararına hiç ses çıkarmadığı gibi, ihtirazi kayıt koymadan davalının yatırmış olduğu parayı 31.5.1996'd tahsil ettiği, davacının iyiniyetli olmadığı, davalı kooperatifin başkalarına ayni sermayenin verildiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, kooperatife ayni sermaye olarak verdiği arsanın bedelinin tazminini talep etmiştir. Mahkemece, davacının ihraçtan sonra sessiz kaldığı, kooperatifçe yapılan ödemenin ihtirazi kayıtsız alındığı, davacının iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa dosya kapsamından davacının Güllük/ Milas'ta bulunan arsanın 226/70.900 hissesini davalıya 15.4.1986 yılında sattığı ve bunun karşılığında 30.5.1986 tarihli kooperatif pay senedi aldığı anlaşılmaktadır. Davacı kooperatiften 30.11.1993 tarihinde ihraç edilmiş, davalının davacıya çektiği 4.10.1993 tarihli noter ihtarından da anlaşılacağı ve yine 31.5.1996 tarihli banka dekontu ile doğrulanan kooperatif aidat miktarı davacıya ödenmiştir. Yapılan ödeme aidata ilişkin olduğu gibi, banka aracılığıyla yapılan ödeme de Borçlar Kanunu anlamında ibraname olmayıp makbuz hükmündedir. Bu itibarla mahkemece yapılacak iş; dosyada bulunan ve arsa satışı nedeniyle davacıya verilen 30.5.1986 tarihli pay senedi karşılığında davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması, ödeme yapılmamış ise, uzman bilirkişiler aracılığıyla pay senedinin dava tarihindeki değerinin belirlenip sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davcı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy