(6762 S. K. m. 1190)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mahkemesi'nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin acenteliğini yaptığı geminin, müvekkilinin İskenderun Limanı tekel sahasında dava dışı şirket aracılığıyla, römorkaj ve kılavuzluk hizmeti kapsamında liman giriş-çıkışı yaptığını ileri sürerek, alacak talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tekel hakkının kendi işletme sahası ile sınırlı olduğunu, kılavuzluk hizmetinin davacı sahası dışındaki yerde yetki verilen şirketçe yapıldığını savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, Liman Yönetmeliğini uygulamaya yetkili Denizcilik Müsteşarlığı'nca, davacının işletme sahasındaki tekel hakkı saklı tutularak İskenderun Limanındaki kılavuzluk hizmetlerinin dava dışı şirkete verildiği, geminin davacının hizmet sahasına yanaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının kılavuzluk ve römorkaj tekeli iddiasının muhatabının davalıya ait gemiye TPAO iskelesine yanaşma sırasında bu hizmetleri ücret karşılığında veren dava dışı şirket ve bu şirkete izin ve yetki veren denizcilik Müsteşarlığı olmasına, eğer bu haksız zenginleşen varsa bunun davalıdan hizmet ücreti tahsil eden dava dışı şirket olduğunun kabulü gerekmesine göre, davalıya husumet yöneltilmesi doğru değil ise de, husumetin yöneltilebileceği görüşü ile uyuşmazlığın esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi soncu itibarıyla isabetli görüldüğünden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın ONANMASINA, 100.000.000 TL. vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2.080.000 lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 07.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy