(2709 S. K. m. 36) (818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 73, 283, 284) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Milas Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 9.4.2000 tarih ve 1999/640-2000/312 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının maliki ve sürücüsü olduğu aracın müvekkili şirkete kaskolu araca çarpması sonucu oluşan 2.400.000.000 lira hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek 6/8 kusur oranına isabet eden 1.800.000.000 liranın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kusur ve hasara itiraz ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının %75 oranında kusurlu olduğu, 2.300.000.000 lira hasar meydana geldiği gerekçeleriyle kusur oranına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı,yetkisizlik kararını veren mahkemeye verdiği yanıt dilekçesinde, ceza mahkemesinde de yargılandığını bildirerek kusur yönünden savunmada bulunmuş,temyiz dilekçesinde de yargılamasının devam ettiğini belirterek ceza mahkemesine sunulmuş ve 3/8 oranında kusur tesbit eden bilirkişi raporunun bir örneğini eklemiştir.
Yetkili mahkemece devam edilen yargılama sırasında bu savunma üzerinde durulmadığı gibi bu mahkemece belirlenen duruşma günü, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca davalının adresinde bulunmama nedeninin araştırılmaması ve bu yönde bir açıklamaya yer verilmemesi nedeniyle usulüne uygun tebliğ edilmemiş olduğundan, davalının yokluğunda yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda bildirilen 6/8 kusur oranına göre (davalıya rapora itiraz olanağı verilmeden)sorumluluğuna hükmedilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması doğru olmamıştır.
Hukuk hakimi B.K.nun 53. maddesi uyarınca ceza hakiminin belirleyeceği kusur oranı ile bağlı değilse de yerleşik Yargıtay uygulamasına göre kusur oranları arasında bariz bir çelişki ve farklılık bulunduğu taktirde bunun giderilmesi gerekmektedir. Öte yandan, 1982 Anayasasının 36. ve HUMK.nun 73. maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda mahkemece; aynı olaya ilişkin raporlar arası açık çelişki giderilmek üzere ek rapor alınmak ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile davalının yazılı kusur oranı üzerinden sorumluluğuna hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy