(6762 S. K. m. 309, 341, 359) (1086 S. K. m. 39, 40)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı karşı davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.12.2000 günde davalı karşı davacı avukatı G. T. ile davacı karşı davalı avukatı U. K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. U. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 03.03.1993 tarihinden 27.04.1997 tarihine kadar denetçilik yaptığını, ancak 1996 yılı Aralık ayı maaş farklarının ve sonraki aylar maaşlarının ödenmediğini ileri sürerek, faizleriyle birlikte toplam 922.277.272. lira'sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın ise reddini istemiştir.
Davalı vekili, yönetim kurulunun, genel kurulca verilen yetkiyi aşarak ücret belirlediğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise görev yaptığı sürede davacıya fazladan para ödendiğini ve davacının yasal yükümlülüğünü yerine getirmeyerek duruma müdahale etmediğini ileri sürerek, 825.799.196. lira'sının faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davacı alacağının bilirkişi tarafından belirlendiği gerekçesiyle davada, 651.198.000. lira asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmek üzere 891.779.478. lira'sının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı anonim şirketteki denetçilik ücretinin tahsili istemine, karşı dava ise, denetçinin sorumluluğuna dayalı olarak haksız yere ödendiği ileri sürülen ücretlerin ödettirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının genel kurullarda ibra edilmesi nedeniyle aldığı ücretlere icazet verildiği görüşü belirtilen bilirkişi raporu nazara alınarak hüküm kurulmuştur.
TTK'nun 359 ncu maddesi uyarınca, denetçiler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen mesuldürler. Bu sorumluluk hakkında aynı Yasa'nın 309 ve 341 nci maddeler hükümleri tatbik olunur. Anılan yasa maddesinin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket namına sorumluluğa dayalı dava açılabilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması gerektiği ve sorumluluk davasını denetçilerin açabileceği öngörülmüştür. Bu hususlar davanın görülebilmesi için gerekli usulü işlemlerden olup, mahkemece bu hususların kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yukarda açıklanan usulü noksanlıklar yerine getirmek üzere davalı-karşı davacı tarafa HUMK. nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca, münasip bir önel verilerek, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy