(2004 S. K. m. 67) (1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 2.5.2000 tarih ve 1999/194-361 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyeliğinden ayrıldığı halde ödenen aidatların iade edilmediğini, 360.000.000 TL'nın tahsili için başlatılan takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacak iddiası bakımından ana sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacının istifa dilekçesinin davalı kooperatif yönetim kurulunca 2.10.1997 tarihinde kabul edildiği anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca o yıl sonu itibariyle düzenlenecek bilanço tarihinden itibaren 1 ay içinde aidatların iadesinin gerektiği alacağın likit olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, istifası kabul edilen davacının, ödediği aidatların iadesi için başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 17/1. ve dosyada mevcut davalı kooperatif anasözleşmesinin 15. maddeleri hükümleri gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ( aynı kanunun 17/2. maddesi uyarınca kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek olması nedeniyle iade ve ödemelerin geciktirilmesine ilişkin bir genel kurul kararı alınmış olmamak koşulu ile ) ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan masraf hissesi düşüldükten sonra bakiyesinin iadesini talep hakkını haizdir. Öte yandan, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; bilançonun genel kurulca kabulü suretiyle kesinleşmesinden itibaren bir ay geçtikten sonra bu hak talep edilebilir ve bundan önce başlatılan bir takibe dayalı olarak açılan itirazın iptali davası, hakkın doğduğu tarihten sonra takip başlatılmak ve bundan sonra dava açılmak üzere red edilmesi gerekir.
Oysa, somut olayda, mahkeme bu yönde bir genel kurul kararı alınıp alınmadığını araştırmadığı gibi, kooperatifin bilançosunu da celbetmemiş, davacının yaptığı ödemelere ilişkin dosyada mevcut makbuzlarda yazılı miktarın olduğu gibi davacıya iadesinin gerektiğini bildiren bilirkişi görüşüne itibar ederek davanın kabulüne karar vermiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davacının istifasının kabul edildiği 2.10.1997 tarihi itibariyle yıl sonunda yapılmış olan bilançonun tasdikine ilişkin genel kurul kararı celbedilmek, takibin genel kurul kararından itibaren bir ay geçmeden önce başlatılmış olması halinde davanın da takibe dayalı olarak erken açıldığından reddine karar verilmek, aksi halde davalı kooperatif bilanço ve kayıtları celbedilerek, masraf hissesi düşülmek suretiyle davacıya iade edilmesi gereken miktar bilirkişiye hesaplatılmak, bilirkişi incelemesi sonucu iadelerin tutarı kooperatifin varlığını tehlikeye düşürecek nitelikte görülmezse, genel kurulun geciktirmeye ilişkin bir kararı olsa bile uygulanmayacağı düşünülmek ve hesaplanan miktara hükmedilmek, kooperatifin varlığı tehlikeye düşecek ise ve geciktirilen süre dolmadan takibe geçilmiş olması halinde muaccel olmayan bir alacağın ödenmesi için başlatılmış bir takip söz konusu olacağından böyle bir takibe dayalı işbu itirazın iptali davasının reddine karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle davacının ödediği miktar üzerinden başlatılan takibe yönelik itirazın iptaline ve takibin aynı miktar üzerinden devamına hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy