(818 S. K. m. 158) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.04.2000 tarih ve 1999/1242 - 2000/367 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, davalı aleyhine 31.01.1999 günlü genel kurulda alınan karar gereği 6 aylık 60.000.000. lira tutarındaki borcunu ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının % 40 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, duruşmada kooperatif kararlarından haberdar edilmediğini, genel kurula çağrılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın kabulü ile takibin 60.000.000. lira asıl, 39.452.055.- lira birikmiş faiz olmak üzere toplam 99.452.055. lira üzerinden devamına, asıl alacağa genel kurulda belirtildiği gibi takip tarihinden itibaren % 240 gecikme faizi uygulanmasına, % 40 icra-inkar tazminatına davalının mahkumiyetine karar verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı kooperatifin 31.01.1999 tarihli genel kurulunda aidatlarını süresinde yatırmayan tüm üyelerden aylık % 20 gecikme faizi alınmasına ilişkin karar verilmiştir. Alınan bu genel kurul kararının iptal edilmediği anlaşılmaktadır. Genel kurul kararları genel nitelikte kararlar olup, geçerli oldukları müddetçe tüm ortakları bağlar ve genel nitelikte olan bu kararların uygulanabilmesi için tebliğine gerek olmadığı gibi, bu kararlar genel kurula usulüne uygun çağrılmayan üyeler yönünden de bağlayıcı bulunmaktadır.
Bilindiği gibi BK.nun 158 nci maddesinde düzenlenen cezai şart ile aynı Kanun'un 103 ve 3095 sayılı Yasa'nın 2 nci maddesinde düzenlenen temerrüt faizi birbirinden farklı kavramlardır. Ceza koşulu, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda, borçlunun ödemesi gereken ve ekonomik değeri olup, bir hukuk işlemiyle belirlenen götürü bir edimdir. Ceza koşulu, borca aykırı davranılması durumunda oluşan ve alacaklının uğrayacağı zararın önceden saptanmasıdır. Faiz ise, borcun doğduğu veya muaccel olduğu tarihten itibaren, ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen sürede borçlunun, alacaklıya kanun veya akit gereğince bir oran dahilinde ödemesi gerekli olan para miktarıdır.
Dava konusu somut olaya gelince; davacı kooperatif, davalı ortağı hakkında 1999 Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ait aylık 10.000.000. lira'dan toplam (60.000.000.) lira için icra takibi yapmış ve biriken bu aidat borcu için de 39.452.055. lira faiz talep etmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, istenen aylık % 20 faiz, bir cezai şart olmayıp temerrüt faizi niteliğindedir.
Bu durumda icra takibine konu teşkil eden (39.452.055.) lira faizin yukarıda yazılı ilkelere göre cezai şart olarak mı yoksa faiz olarak mı istendiği faiz olarak hesap yapılmışsa gecikilen her gün için mi yoksa aylık olarak mı hesabın yapıldığı bilirkişi raporundan açıkça anlaşılamadığından ve davalı da bilirkişi raporuna itiraz ettiğinden mahkemece bu konuda bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi seçilerek rapor alınması gerekir. Mahkemece bu ilkeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılması ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenle davalının sair temyiz itirazının reddine, (2) nolu bentte yazılı sebeplerle davalının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy