(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.6.2000 tarih ve 1998/1075-2000/551 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı k.davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından Almanya'ya ihraç edilen malların uçak ile nakledilme işinin davalı tarafından üstlenildiğini, tüm evrakların buna göre düzenlendiğini, 29.1.1998 teslim tarihinde malın alıcısına ulaşmadığı ve bu nedenle kabul edilmediğini, ihraç işlemi iptal edilerek yükün başka bir vasıta ile yurda getirildiğini, bu nedenle maddi ve alıcı nezdindeki itibar kaybı nedeniyle müvekkilinin manevi zarar gördüğünü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 9828 DM. ve 522.881.180 lira maddi tazminat ile 100.000.000 lira manevi tazminatın her iki para cinsine uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 28.1.1998 günü davacı tarafından hava limanına teslim edilen malların müvekkilince yükleme rezervasyonu yapılmasına rağmen yolcu bagajlarının fazlalığı yüzünden kargoların uçağa yüklenmediğini, 1 gün gecikme ile 30.1.1998 günü kargonun gönderildiğini, yükleme talimatında davacının taşıma süresi tayin etmediğini, taşımanın, hava trafiğinin en yoğun olduğu şeker bayramına denk gelmesi sebebiyle gecikmenin normal olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, karşı dava ile de, müvekkilinin ardiye ücreti ve navlun alacağı bulunduğunu ileri sürerek 541.806.000 liranın 19.4.1998 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 29.1.1998 tarihinde alıcısının elinde olması gereken emtianın 28.1.1998 tarihinde davacı tarafından davalının havaalanındaki yerine teslim ettiği, davalının kazakları 29.1.1998 tarihinde yurt dışına göndermek istediği, ancak bayram nedeniyle yolcu kargosu bulunduğundan kazakların uçağa alınmadığı, davalının davacıya hiçbir şey söylemeksizin 30.1.1998 tarihine kadar gümrükten çekilmesinin mümkün olmaması nedeniyle alıcısının da yurt dışındaki başka bir firmaya 29.1.1999 tarihinde teslim etmeye söz verdiği malları almadığı ve bunların geri getirildiği, davacıya duyuruda bulunmayan davalının kusurlu olduğu gerekçesiyle, 8.458, 80 DM.nın dava tarihinden itibaren yıllık %6.5 faiziyle, 175.295.000 liranın da dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ( karşı davacı ) vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, hava yolu ile uluslararası taşımada geç teslim nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, emtianın 29.01.1998 tarihinde alıcısına ulaşmadığından zarara uğradığını iddia etmektedir. Davalı ise, 29.01.1998 tarihinin bayramın birinci günü olması nedeniyle uçakta kargo fazlalığı olduğunu, emtianın ertesi gün Almanya'da mukim alıcısına ulaştırıldığını kaldı ki, davacının taşıma süresi tayin etmediğini ve taşımanın makul sürede gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Hava yolu ile uluslararası taşımadan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, taşıma ve teslim süresi ile tazminat hesabı gibi hususların, sözleşmeye taraf olan ülkeler açısından Varşova-Lahey Konvansiyon hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taşımanın gerçekleştirildiği Türkiye ile Almanya da anılan uluslararası sözleşmeyi imzalayarak taraf olmuşlardır. Bu nedenle dava konusu uyuşmazlığın Varşova-Lahey Konvansiyon hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu konuda uzman heyetten yeniden rapor veya ek rapor alınması gerekirken, Konvansiyon hükümlerini dikkate almayan yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davalı ( karşı davacı ) yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının ( karşı davacının ) temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ( karşı davacı ) yararına BOZULMASINA, ( 2 ) bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy