(6762 S. K. m. 1282, 1292, 1295) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.4.2000 tarih ve 1999/111-2000/230 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı sigorta şirketine kasko sigorta poliçesi yaptırılan aracın kaza yaparak hasarlandığını, hasar bedelinin ihtarla istenilmesine rağmen ödenmediğini beyanla şimdilik 7.000.000.000.TL. hasar tazminatı ile 1.000.000.000.TL. çalışamamaktan doğan kar yoksunluğunun kaza tarihinden itibaren reeskont oranında temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, kazadan önce poliçeye ilişkin hiçbir prim ödemesinin bulunmadığını, poliçe peşinatı ödenmedikçe teminatın başlamayacağını, kazadan iki gün önce poliçede değişiklik yapılmış olduğunu, araç kayıtları ile gümrük kayıtları arasında farklılıklar bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, kazanç kaybı istenemeyeceğini, tazminatın fahiş olarak istendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, sigortalı aracın motor ve şasi numaralarındaki yanlışlığın kazadan önce düzeltilerek onaylandığı, tüm prim ve peşinatın ödenmiş olduğu, kaza ve poliçenin sahte olduğu iddialarının ispat edilemediği, poliçede iş kaybı ile ilgili bir sorumluluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın hasar bedeli yönünden kabulü ile 7.000.000.000.TL.nın kaza tarihinden itibaren reeskont oranında faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı sigorta şirketi vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davaya konu sigorta poliçesinin prim peşinatının kazadan önce yatırılmamış olduğunu, dolayısıyla sigorta teminatının başlamamış olduğunu savunmuş, davacı vekili de replik dilekçesinde prim peşinatının 30.12.1998 tarihinde ödendiğini savunmuştur.
Sigorta hukukunda ilke olarak sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için TTK.nun 1282 ve 1295 inci maddeleri hükümlerine göre, primin veya ilk taksidin ödenmiş olması zorunludur. O halde mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma yapılarak kazadan önce prim veya ilk taksitin ödenmiş olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre de, sigorta konusu menfaatin rizikonun gerçekleşmesi anındaki gerçek tazmin değerinin esas alınması gerekir. Başka bir deyişle riziko sebebiyle araç tam ziyaa uğramışsa, sigortacının poliçede belirlenen azami sorumluluk sınırını aşmamak üzere hasar anındaki gerçek değerinin ödenmesi gerekmektedir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle gerçek zarar miktarının tespiti yoluna gidilmiş ise de, tayin edilen bilirkişiler hasar miktarını rapor tarihindeki değerlere göre hesaplamış olup, denetlemeye elverişli olmayan bu rapora itibar edilerek karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
4- Mahkemece temerrüt faizinin başlangıç tarihi, kaza tarihi olarak belirlenmiştir. TTK.nun 1299/1 inci maddesi hükmü uyarınca mal sigortalarında sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı yasanın 1292 nci maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olur ve Borçlar Kanunu'nun 101/2 nci maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer.
O halde mahkemece, rizikonun gerçekleştiğinin davacı tarafından davalıya ihbar edildiği tarihin tarafların bu konudaki delillerine dayalı olarak saptanarak davalının temerrüde düştüğü tarihin belirlenmesi ve buna göre temerrüt faiz başlangıç tarihinin tespiti gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy