(1163 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 6.3.2000 tarih ve 1999/808-142 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.12.2000 günde davacı S. K. gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ö. Ö. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortaklığından usulsüz şekilde ihraç edildiğini ileri sürerek ihraç kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı süresinde yanıt vermemiş, yargılama sırasında kooperatif yöneticileri davacının anasözleşmede öngörülen şekilde aidatlarını ödemediğinden ihraç edildiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davacıya yasa ve anasözleşmede öngörülen şekilde yapılan ihtarlara rağmen aidat borçlarını süresinde ödemediği, kısmi ödemenin yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamanı gelmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 27.maddesinde, aidatlarını geciktiren ortağı iki ihtar yapılması ikinci ihtarın 1 ay süreli olması gerektiği öngörülmüştür. Davalı kooperatif anasözleşmesinin 14.maddesinde ise ikinci ihtarın 30 gün süreli olacağı belirtilmiştir. Bu durum yani anasözleşme hükmü yasanın 27.maddesine aykırı olup geçersizdir. Davacıya gönderilen ikinci ihtar 30 gün süreli olup, 5.3.1998 tarihinde tebliğ edilmiş bulunması karşısında, davacının aleyhine (1) günlük bir süre meydana geldiği gibi, davacıya ikinci ihtarın gönderildiği tarihte yaptığı 40.000.000 liralık ödemenin de göz önüne alınmaksızın, ilk ihtardaki gibi aynı miktarla talepte bulunulması da doğru olmadığından, yasanın ve anasözleşmenin emredici hükümleri dikkate alınmadan davanın kabulü yerine, reddi isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy