(7201 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.05.2000 tarih ve 1999/538 - 2000/290 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko poliçesi ile sigortalı araca, davalıların işleteni ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucu oluşan hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 1.500.000.000. TL sının faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 375.000.000. TL'nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece dava dilekçesi ile duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı şirketin ad ve adresinde birtakım yanlışlıklar yapılarak Atatürk Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Nasuh Ankara Mah. 5. Sok.14/A, Balgat-Ankara şeklinde düzenlendiği ve tebligatın tanınmadığı meşruhatıyla iade edildiği, bunun üzerine davalının sicil kaydında da yer alan Atak Müh. Nasuh Akar Mah. 5.Sok.14/A, Balgat-Ankara adresine Tebligat Kanunu'nun 35 nci maddesi uyarınca tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 nci maddesi uyarınca tebligat yapılabilmesi için daha önce kendisine tebligat yapılan muhatabın eski adresin değiştiğini bildirmemiş olması gerekir. Muhataba daha önceden yapılan tebligat usulüne uygun bulunmadığından davalıya 2 nci kez çıkartılan davetiyenin 35 nci maddeye istinaden tebliği de usulsüz olup yargılamada taraf teşkilinin yapıldığından söz edilemez. Bu durumda mahkemece usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken, henüz taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde karar tesisi yanlış olmuş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy