(6762 S. K. m. 614, 688) (818 S. K. m. 143, 487) (2004 S. K. m. 72)
Taraflar arasında görülen davada Adana 7.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.05.2000 tarih ve 1999/1125 - 2000/398 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkili aleyhine girişilen icra takibinin kesinleşerek borcun müvekkilinin maaşından haciz yapılmak suretiyle tahsil edildiğini, ancak, takibe dayanak yapılan senette asıl borçlu A. O. Mercan'ın imzasının olmadığını, bu nedenle de kefil sıfatıyla da müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, haksız yere tahsil edilen 385.304.000.- TL. nın davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka vekili, B.K'nun 143 ncü maddesi gereğince davacının asıl borçlu ile ilgili itiraz hakkı bulunmadığını, yine aynı yasanın 487 nci maddesi gereğince, müşterek borçlu-müteselsil kefilin doğrudan alacaklıya karşı sorumluluğu bulunduğunu, kaldı ki kredinin senet borçlusuna ödendiğini, davacının kefil olarak değil, asıl borçlu olarak imzası olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, asıl borçlu A. O.'ın takip konusu bonoda imzası olmadığı, bu nedenle de kefil sıfatıyla davacının da sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ortada keşidecinin imzası bulunmayan ve dolayısıyla TTK. nun 688 ve onu izleyen maddelerindeki unsurları içermeyen bir senedin bono niteliğinde sayılamayacağı ve şekil eksikliği nedeniyle geçersiz bir senede aynı Yasa'nın 614/2 nci maddesi uyarınca verilen avalin de hüküm ifade etmeyeceğinin hükme bağlanmış olması karşısında davacı aval veren kimsenin bu hususa dayanarak istirdat davası açması mümkün bulunması ve bankanın kredi sözleşmesine dayanılarak varsa alacağını isteyebileceğine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 12.838.680.- lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy