(6762 S. K. m. 817, 948, 1019, 1061, 1062, 1063, 1361) (3226 S. K. m. 7, 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada (İstanbul Asliye Yedinci Ticaret Mahkemesi)nce verilen 16.5.2000 tarih ve 1999/182-2000/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan D... Finansal Kiralama A.Ş.'nin maliki, diğer davalının ise işleteni olduğu gemi ile taşınması üstlenilen kurşun konsantresi yükünün taşıma rizikolarına karşı müvekkilince sigorta örtüsüne alındığını, ancak, D... IV isimli geminin 1 Şubat 1998 gemi batması üzerine müvekkilinin ilgilisine (634.125.32) USD tazminat ödediğini, olağan hava koşullarında geminin batmasında, fazla yük ve geminin yola ve yüke elverişli olmamasının etken olduğunu, taşıyıcının yükü tam ve sağlam alıcısına ulaştırmak ile sorumlu olduğunu, öte yandan, geminin mali mesuliyet sigortasının bulunmadığını, sözleşmenin kurulmasında esaslı unsur olan bu hususta hile yapıldığından ve Finansal Kiralama Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca zarardan her iki davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, (634.125.32) USD'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı D... Gemi İşt. A.Ş. vekili, geminin denize ve yüke elverişlilik belgelerinin bulunduğunu, yükün fazla olmadığını, deniz tehlikelerinden meydana gelen zararlardan taşıyanın sorumlu olmadığını, geminin mali mesuliyet sigortasının bulunduğunu, kaldı ki donatanın sorumluluğunun gemi ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı D... Finansal Kiralama A.Ş. vekili cevabında, geminin diğer davalıya kiralanmış olup, Finansal kiralama Kanunu'nun 7. ve 17. maddeleri gereğince müvekkili sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, yetkili kurum ve yerlerden alınan belgelere göre geminin denize ve yük elverişli olduğu, aşırı yükleme olmadığı, kaptanın özenle seyrettiği, aynı yük için ardıl seferler yaptığı nazara alındığında, ambarda yükün kaymaması için tülani perde yapılmış olabileceği, ancak, çinko kurşun konsantresi yükün usulünce yüklenmesine rağmen yükün mahiyeti itibarıyla 6-7 deniz koşulları karşısında yük kaymasının oluştuğu, bu durumda TTK'nın 1063/7. maddesi gereği donatanın sorumlu olmadığı, kaldı ki, TTK'nın 948. maddesi gereği donatanın deniz serveti ile sınırlı sorumlu olup, gemi battığından donatanın sorumlu olmadığı, taşıma işinin kurulduğu sırada mali mesuliyet sigortasının bulunduğu, Finansal Kiralama Kanunu'na göre gemiyi kiralayan D... Finansal A.Ş.'ye husumet yönetilemeyeceği gerekçesi ile davalı D... Gemi İşlt. A.Ş. yönünden davanın esastan, diğer davalı yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, TTK'nın 1361 ve müteakip maddelerine dayanılarak ve halefiyet ilkelerine göre açılmış rücuan tazminat istemine ilişkindir. Sigortalı yükü taşıyan ve davalıların malik ve donatanı olduğu geminin 1.2.1998 günü battığı ve davacının, ilgilisine sigorta tazminatı ödediği hususlarında bir uyuşmazlık yoktur. Tüm davacı iddialarına ve somut olayın özelliklerine nazaran evvelemirde açıklığa kavuşturulması gereken husus, davalı taşıyıcının kusurlu ve dolayısıyla zarardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesidir.
TTK'nın 1061. maddesi hükmü gereğince, taşıyan, malları teslim aldığı andan, teslim etmesi gereken ana kadar süre içendeki ziyaı ve hasar yüzünden doğacak zararlardan ve yine anılan yasanın 1062. maddesi gereğince de adamlarının kusurundan sorumludur. TTK'nın 1061, 1062 ve 1063. maddesinin sn fıkrasından da anlaşılacağı gibi, kusursuzluğun ispat külfeti taşıyıcıya aittir. Bir geminin denize elverişli olması ise umumi donanım, makine, kazan gibi kısımları bakımından yapacağı yolculuğun (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) deniz tehlikelerine karşı koyabilecek durumda olması demek olup, yetkili makamlarca belirli zamanlarda muayene ile verilen denize elverişlilik belgeleri bir karine hükmündedir ve aksi her zaman ispat olunabilir. TTK'nın 817/1. maddesinde geminin, denize ve yola elverişli sayılabilmesi için "anormal olanlar hariç" bütün tehlikelere karşı koyabilecek vasıfta olmasının aradığına göre, anormal tehlikenin mücbir sebep anlamında kullanıldığının kabulü gerekir. Taşıyana, geminin denize ve yola elverişli ve ambarlarının yükü kabule, taşımaya elverişli tutma mükellefiyeti getiren TTK'nın 1019. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, taşıyanın özen borcunun daha ağırlaştırılmış olduğu görülmektedir. Yine, hatalı istifin de yol açacağı elverişsizlikten taşıyanın sorumlu olacağı nazara alındığında, taşıyanın gemiyi mücbir sebep teşkil etmeyen deniz koşullarına uygun denize elverişli halde bulundurması, aldığı yükün özelliklerin uygun istifleme yapması ve yine, o sefere mahsus diğer alınması gerekli tedbirleri de alması zorunludur.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olunursa, geminin en fazla 5-6 şiddetindeki deniz koşullarından battığı anlaşılmaktadır. Bu şiddetteki deniz koşullarının mücbir sebep teşkil edecek koşullar olmadığı ortadadır. Esasen bilirkişiler batma hadisesine yük kaymasının sebep olduğu yönünde birleşmişlerdir. Bu noktada üzerinde durulması en önemli hususu, çinko-kurşun konsantresi yükünün bilinen "su bırakma" özelliği de nazara alınarak gemi ambarlarının bu yüke uygun ve normal sayılacak deniz koşullarında tehlike yaratmayacak şekilde hazırlanıp, hazırlanmadığıdır. davalı taraf, yük koymasını önlemek için gemi ambarında tülani perde bulunduğunu savunmuş, bu doğrultuda 27.1.1998 tarihli kereste alımına ilişkin fatura ibraz etmiştir. Bu husus, geminin 9 ay kadar önce aynı yükü taşımasından dolayı tülani perde yapılmış olmadığı izlenimini vermektedir. Öte yandan, faturanın alındığı 27.1.1998 tarihinde geminin Çanakkale'den hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bu özelliklerdeki bir gemiye tülani perdenin hangi koşullarda yapılabileceği üzerinde de yeterince durulmamıştır. Bu husustaki bilirkişi görüşü de verilerek değil, kanaate dayalıdır.
Bu durumda mahkemece, davalı savunmasının kurtuluş beyyinesine ilişkin olduğu da nazara alınarak, gemide, yükün açıklanan özelliğine göre tülani perde bulunup bulunmadığı hususunda davalı taraftan delillerin sorulması, varsa davacıdan karşı delillerinin istenilmesi ve bundan sonra tülani perdenin hangi koşullarda yapılabileceğinin araştırılması ve şayet tülani perde yapılmış olsaydı dahi böyle bir olayın meydana gelip gelmeyeceğinin üzerinde durulması, bundan sonra, özellikle söz konusu yükün taşınması alanında uzman bir uzakyol kaptanı bilirkişinin de dahil edileceği bir bilirkişi kurulundan tüm davacı itirazlarını da karşılayacak rapor alındıktan sonra, elde edilecek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma şekil ve sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına (BOZULMASINA), (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşmada vekil ile temsil olunan davacı yararına taktir olunan 100.000.000 lira vekillilik ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.1.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy