(818 S. K. m. 348) (6762 S. K. m. 56, 57) (1086 S. K. m. 388, 428) (2709 S. K. m. 141)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.6.2000 tarih ve 1998/2068-2000/655 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Mehmet Sinan Gülener'in 5.1.1992 tarihli belirsiz süreli hizmet sözleşmesiyle müvekkiline ait iş yerinde çalışmaya başladığını, anılan sözleşme ile davalının görevi sırasında öğrendiği ticari sır niteliğindeki bilgileri başkalarına açıklamama veya bilgilerden kendi menfaati için yararlanmama yükümlülüğü altına girdiğini, ayrıca sözleşme gereğince sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 3 yıl süre ile davacıya rakip durumunda bulunan bir firma veya şirkette çalışmama yada rakip bir firma kurmama taahhüdünde bulunduğunu, davalının daha sonra 24.1.1994 tarihli bir Çıkar Çatışmaları İş Ahlakı Politikası belgesi de imzaladığını, davalının 30.9.1994 tarihinde işten ayrılarak diğer davalı şirkette çalışmaya başladığını, bu tarihten sonra davalı şirketin müvekkiline ait Scotch Brite bulaşık süngeri benzerini ve el değmeden bulaşık yıkamaya yarayan bir aleti de SMART Bulaşıkmatik markasıyla üreterek piyasaya sürdüğünü, davalı Mehmet Sinan Gülener'in davalı şirkete tek başına temsil ve ilzama yetkili kılındığını, böylece davalı Mehmet Sinan'ın sözleşmesel rekabet yapmama yükümlülüğüne aykırı olarak rakip firmada çalışmak suretiyle müvekkiline karşı haksız rekabete giriştiğini, davalı şirketin de bu kişiyle işbirliği yaparak, tek imza ile firmayı temsil ve ilzam yetkisi vermesinin müvekkiline karşı bir haksız rekabet uygulaması bulunduğunu ileri sürerek, davalıların eylemlerinin hukuka aykırılığının ve haksız rekabet niteliğinin tespitine, haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesine, haksız rekabete konu teşkil eden ürünlerin toplatılması ve imhasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili davaya cevabında, davacı ile davalı şirket arasında öteden beri var olan iş ilişkisinin M. Sinan Gülener zamanında da devam ettiğini, davalı şirketin 8.2.1996 tarihinde Smart marka tescil belgesini, alınca davacının tutumunun değiştiğini, davacı ile davalı şirket arasında ticari sır oluşturabilecek bir durum olmadığını, davacının korunmaya değer bir hakkı bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı Mehmet Sinan'ın sözleşme ile yükümlendiği rekabet yasağına rağmen davalı şirkette çalıştığı, davalı şirket tarafından üretilen bulaşıkmatik ve bulaşık süngeri ürünlerinin benzer ve ayrı görüntüler taşıdığı, ürün ambalajlarında benzer olduğu, davalılar eylemlerinin BK. m.348, TTK.m.56 ve TTK. m.57/5.dahilinde haksız rekabet oluşturduğu gerekçeleriyle, davalıların eylemlerinin hukuka aykırı ve haksız rekabet niteliğinde olduğunun tespitine, haksız rekabetin durdurulması ve önlenmesine, haksız rekabete konu ürünlerin toplatılması ve imhasına, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
1-) HUMK. nun 388. maddesinin 3.bendine göre, mahkeme kararının asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını ihtiva etmeleri zorunlu bulunmaktadır. Yine Anayasa'nın 141. maddesinin 3.fıkrası hükmü de tüm mahkeme kararının gerekçeli olmasını amir bulunmaktadır. Kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde taraflar hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi karar aleyhine kanun yerine başvurulduğunda da HUMK. nun 428. maddesi uyarınca Yargıtay incelemesi sırasında ancak bu gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı saptanabilir. Diğer bir deyişle, Yargıtay denetimi ancak bir kararın gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir.
Temyiz konusu yapılan mahkeme hükmü ise, HUMK. nun 388/3. maddesinde belirtilen unsurları ve özellikle gerekçenin ne olduğunu ihtiva etmemekte, sadece Davacı iddiası, davalıların savunması, dosya kapsamı, bilirkişi incelemesi çerçevesinde davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu kanaati hasıl olduğundan şeklinde kaleme alınmış bulunmaktadır. Gerekçeye alınan bilirkişi raporu bölümünde ise sadece taraf ürünlerinin birbirleriyle benzerlikleri tartışılmış, davalı Mehmet Sinan Gülener'in eyleminin davacıyla haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği irdelenmemiştir. Kaldı ki, bir an için davalı şirkete yönelik kararın gerekçe taşıdığı kabul edilse dahi, davalının ürettiği ürünlerin marka ve endüstriyel tasarım tescil belgeleriyle tescilli olması karşısında davalının davaya konu ürünleri üretmesinin davacıyla haksız rekabete yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi de yapılmamıştır. Böyle bir karar yasaya aykırı olduğu gibi HUMK. nun 428. maddesine göre Yargıtay denetimi olanağını da ortadan kaldırdığından davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy