(6762 S. K. m. 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.12.1999 tarih ve 1997/781-1999/1479 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın 21.11.1996 günü çalınmasına rağmen, kasko sigortacısı davalı tarafından hasar tazminatın ödenmediğini ileri sürerek, sigorta bedeli 3.000.000.000 liranın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevabında, aracın görülmeden sigortalandığını, araca ait kayıtların meçhul olduğu, KSGŞ. nın B1.5.7. maddesi gereğince sigortalıdan istenen belgelerin ibraz edilmediğini, bu durumda sigortalı aracın akit tarihi itibariyle zilyetliğinde ve iktisadi yararlanmasında olup olmadığının saptanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, çalındığı iddia olunan otobüsün çalındığı tarih olan 21.11.1996 gününden sonra, 24.11.1996 tarihinde sefere gittiği gibi bir durum ortaya çıktığı, poliçe genel şartlarının B.3.3.3./2.maddesi gereğince davacı tarafından araç kaydının silindiği yolunda belge ibrazı gerekirken verilen mehle rağmen bu hususta bir belge ibraz edilmediği, davacının aracın çalındığını kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirket nezdinde kasko sigortalı vasıtanın çalınması nedeniyle sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece sigortalı aracın çalındığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, poliçe genel şartlarının B.3.3.3.2.maddesinde çalınmış olan aracın bulunması ile ilgili makamlarca yapılacak araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği takdirde, sigortalı durumu ilgili makamlara başvurduğunu belgelemek suretiyle sigortacıya bildirir. Bu hususun yerine getirildiği gerek Cumhuriyet Savcılığı yazılarından ve gerekse araç trafik kaydından anlaşılması karşısında araç trafik kaydının verilen mehle rağmen silinmediği gerekçe yapılarak davanın reddi doğru görülmediği gibi, yolcu otobüsü olduğu anlaşılan sigortalı vasıtanın çalınma tarihinden sonra sefer yaptığı gerekçesinin ise yeterli araştırma ürünü olmadığı anlaşılmaktadır. Gerçekten de sefere çıkacak araçlara ait yolcu listeleri uygulamada her bilet alan yolcudan sonra işlenmekte olup, aracın sefer yaptığının kanıtı olamayacağı gibi davalı adına bağlı bulunduğu otobüs firması tarafından düzenlenen faturanın da bu sefere ilişkin olarak ödenip, ödenmediğide araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş,davacıya ait aracın seyahat güzergahı belirlenerek bu güzergahta yer alan terminal işletmeleri kayıtlarından aracın 24.11.1996 ve daha sonraki tarihlerde giriş, çıkış yapıp yapmadığının belirlenmesi, bu hususta zabıta araştırması yapılması ve davacının aracının bağlı bulunduğu şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle aracın gerçekten çalınıp, çalınmadığı hususunun saptanmasından ibarettir. Mahkemece yeterli inceleme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde karar tesisi doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy