(6762 S. K. m. 119, 1292, 1299) (818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 73) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları B.3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.5.2000 tarih ve 1998/927-2000/294 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı Mustafa Erim'in acentalığını yaptığı limited şirket aracılığı ile diğer davalı A.Ş.ne kasko poliçesi ile sigorta ettirdiğini, aracın kaza yapması üzerine davalı sigortanın ödeme yapmadığını ileri sürerek 3.430.000.000 liranın 14.7.1998 olay tarihinden itibaren faiziyle tahsilin talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, süresi içinde verdiği yanıt dilekçesinde işbölümü itirazında bulunmuş, ayrıca olaydan önce prim peşinatının yatırılmadığını dolayısiyle sorumluluklarının başlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporları doğrultusunda, 2.498.833.000 lira hasar meydana geldiği, taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığı, davacının davasında haklı olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, ihtar tarihi olan 16.11.1998 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı sigorta vekili ile davalı Mustafa Temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı sigorta vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı Mustafa Erim'in temyizine gelince; TTK.nun 119/2. maddesine göre, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklardan dolayı acenta müvekkili namına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilecektir. Ancak, sigorta şirketi hakkında dava açıldığı taktirde ona izafeten hareket eden acentaya aynı davada husumet düşmeyeceği kabul edilmektedir.
Somut olayda, davalı Mustafa'nın diğer davalı sigortanın acentası olduğu tarafların kabulünde olup,elinde makbuz olduğu halde davalı Mustafa'nın para alındı belgesi düzenlemesinin prime ilişkin peşinatın olaydan önce davacı tarafından yatırılmadığı anlamına geldiği şeklindeki davalı sigorta iddiasının, iç ilişki ile ilgili olmasına ve davacı sigorta ettirene karşı ileri sürülemeyeceğine,bu iddianın davalı sigortanın acentası diğer davalıya karşı açabileceği bir davada halli de mümkün bulunmasına göre, mahkemece, davalı Mustafa hakkındaki davanın ona karşı diğer davalıya izafeten değil, doğrudan açıldığı ve izafeten açılsaydı dahi aynı davada kendisine husumet düşmeyeceği dikkate alınarak, husumet yönünden reddine karar verilmek gerekirken,bu noktada hiçbir tartışma ve gerekçe de ortaya konmadan, bu davalının da diğer davalı yanında sorumluluğuna hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın B.3.3.1.3. maddesinde, kısmi hasar halinde, onarımın layıkı ile yapılabileceği en yakın yere kadar olan gerekli çekilme ve nakil masraflarının da ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır
Somut olayda, davacı vekili, müvekkili aracının kaza yerinden tamirhaneye kadar çekilmesi masrafını da talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, talep edilen çekme ücretine ilişkin dosyada bir belgenin bulunmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili, buna ilişkin faturayı bilirkişi raporuna itirazı ile birlikte ibraz etmiş olduğu halde mahkemece, bilirkişiden faturanın değerlendirilmesinin yapılacağı bir ek rapor alınmadan, bu kalemin dahil edilmediği rapora itibar edilerek eksik miktara hükmedilmesi doğru olmamıştır.
4- Öte yandan, işin esasının mahkemeye intikal etmesi halinde alacağın muacceliyetini hakem-bilirkişi raporuna bağlayan poliçe genel şartlarının ilgili maddesinin uygulanma alanı ortadan kalkar ve genel hükümlere tabi olur. Konuyu düzenleyen TTK.nun 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 1292/1. maddesi uyarınca bu maddede belirtilen tarihte sigorta tazminatı alacağı muaccel hale gelir ve yine BK.nun 101/2.maddesi uyarınca ihbar edilen günün hitamı ile borçlu temerrüte düşmüş olur.
Somut olayda; mahkemece, hasarın hangi tarihte davacı tarafından ihbar edildiği müzekkere ile davalıdan sorulması üzerine bu tarih 15.7.1999 olarak mahkemeye bildirildiği ve ekspertiz raporunda da aynı tarih yazılı olduğu halde hiçbir gerekçe ve tartışma da ortaya konmadan dava dilekçesinin davalı sigortaya tebliği ile ilgili 16.11.1998 tarihinden, gerekçeli hükümde ihbar tarihi olarak bahsedilmek suretiyle faizin o tarihten başlatılması da keza doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle,davalı sigorta vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı Mustafa'nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı ve davalı Mustafa yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 57.447.500 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalı sigortadan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ve davalı mustafaya iadesine, 14.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy