(Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 21, 22, 25, 28, 29) (6762 S. K. m. 762, 780, 807) (YHGK 12.02.1986 T. 1984/6-727 E. 1986/110 K.) (YHGK 12.02.1986 T. 1984/6-732 E. 1986/112 K.)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Antalya Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce görülerek verilen 24.4.2000 tarih ve 1997/961-2000/756 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için belirlenen 23.1.2001 günde davacı avukatı Gürkut Acar gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilince dava dışı ihracatçı adına İngiltere'ye gönderilen kesme çiçek emtiasını hava yolu ile taşımayı üstlendiğini, ancak bu işin gereken sürenin iki katından fazla bir gecikmeyle gerçekleştirilmesi nedeniyle navluna hak kazanılmadığı halde müvekkili aleyhine icra takibine giriştiğini ve 10.000 USD kısmi ödemede bulunulduğunu ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan istirdadını ve bakiye 16.922 USD dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirerek 22.622 USD navluna hak kazandığını, davacının navlun faturasına itiraz etmediğini savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taşıma süresinin iki katını geçmesine karşın taşımayı yapan ilk uçağa İngiliz Sivil Havacılık Kurumu'nca iniş izninin verilmemesi nedeniyle TTK. nun 780. maddesine dayanılamayacağı, davalının yaptığı icra takibinin kesinleşmesinden sonra taraflar arasında düzenlenen protokolde davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeden borcu kabul ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yukarıda özetlendiği gibi, davacı vekili, dava dışı Hasan Ünal tarafından ihraç edilen 750 kutu kesme sprey karanfil çiçek emtiasının taşıma işinin müvekkili şirket ile davalı şirket tarafından yerine getirilmesinin üstlenildiğini, fiili taşıma işinin davalıya yaptırıldığını, ancak taşıma işinin kararlaştırılan süreden daha geç yapılması nedeniyle davalının navluna hak kazanamadığını ileri sürerek, 15.7.1997 tarihli icra takibi ile istenen 16.922 USD navlun bedelinden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama aşamasında ise, bedelin bir kısmının ödendiğini ileri sürerek ödenen kısmın istirdadını talep etmiştir.
Davalı, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 10 gün içinde esasa cevap süresinin duruşma gününe kadar uzatılmasını talep etmiş, mahkemece 19.11.1997 tarihli ara kararı ile talep kabul edilerek, esasa cevap süresi duruşma gününe kadar uzatılmış, bu ara kararı davalı vekiline 5.12.1997 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili duruşma günü olan 21.01.1998 tarihinde 7.1.1998 ve 21.01.1998 tarihli dilekçeleri ile borcun rıza ile ifa edildiğini ileri sürmüştür.
Bilindiği gibi, ifa, hakkı düşüren bir olay olduğu gibi, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, esasa cevap vermemek suretiyle davayı inkar etmiş sayılan davalı sonradan savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşmaksızın dava konusu borcun ödendiğini ispat için makbuz ve protokol belgesi ibraz edebilir. (Y.H.G.K.12.2.1986 E:6/727 K.110, Y.H.G.K. 12.2.21986 E.6/732, K:112) Bu nedenle davalının 4.11.1997 tarihli ödeme protokolüne dayanması yukarıda yazılı gerekçelerle usul ve kanuna uygun görülmüştür.
Diğer taraftan dava konusu hava taşıması 3.3.1997 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu taşıma uluslararası taşıma olup, uygulanması öngörülen Varşova/Lahey Konvansiyonu'nda taşıyıcı açısından öngörülen sorumluluk, kural olarak belirlenmiş kusur esasına dayalı sınırlı sorumluluktur. Varşova/Lahey Konvansiyonu'nun düzenleme altına almadığı, yada eksik düzenlediği konularda mevcut göndermeler nedeniyle ulusal hukuk hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Konvansiyon, ulusal hukuk hükümlerinin uygulanması suretiyle çözümlenmesi gereken hususları açık bir şekilde ifade etmiştir. Uyuşmazlığın görüldüğü mahkemenin hukukuna (Lex Fori) yapılan göndermeler şu halleri kapsamaktadır. Yolcunun müterafik kusurunun belirlenmesi (Md 21), zararın irat şeklinde ödenip, ödenmeyeceği (md. 22/1), mahkeme masrafları (22/4), taşıyıcının kasıtlı davranışının belirlenmesi (md 25), mahkemenin uygulayacağı usul hükümleri (md 28/2), tazminat talep hakkına ilişkin 2 yıllık sürenin hesaplanması (md. 29/2). Varşova/Lahey Konvansiyonu yukarıda belirtilen haller dışında ulusal hukuk hükümlerine göndermede bulunmadığı için konvansiyon'da belirtilen haller dışında Lex Fori'ye dayanarak karar verilmesi mümkün değildir. (Bkz. Dr. Ahmet Kırman Havayolu İle Yapılan Uluslararası Taşımalarda, Taşıyıcının Sorumluluğu Ank.1990 sh.17 vd).
Diğer taraftan, TTK. nun 764 maddesinde gayet açık bir biçimde (Denizde taşıma işleri ile demir ve havayolları ile taşıma işlerine ve posta idaresine müteallik hususi hükümler saklıdır) demekle, TTK. nun uygulanması istenen TTK. 780 maddesini de içine alan 762-807madde hükümlerinin havayolu ile yapılan taşımalarda uygulanamayacağını ifade etmektedir. O halde, uluslararası havayolu ile taşımalarda Varşova/Lahey Konvansiyonu'nun benimsediği sınırlı sorumluluk ilkesi uyarınca, gecikme halinde navlunun geri istenebileceğine dair açık bir hüküm koymadığı, ulusal hukuklara atıfta bulunmadığı ve hava taşımalarında TTK. nun 762-807 maddelerinin uygulanamayacağı şeklindeki hüküm karşısında, davacının bu gerekçelerde de navlun alacağını talep edemeyeceği anlaşıldığından, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz taleplerinin reddine karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.160.000 596.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, 23.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy