(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 283, 284)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Konya Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 03.05.2000 tarih ve 1999/747 - 2000/315 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının maliki olduğu aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca tam kusurla çarpması sonucu oluşan 258.000.000.- lira hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek bu miktarın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket sürücüsünün kusursuz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı şirket sürücüsünün % 62,5 oranında kusurlu olduğu, 258.005.000.- lira hasar meydana geldiği gerekçeleriyle kusur oranına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı kasko sigortanın TTK. nun 1301. maddesi uyarınca açtığı rücu davasıdır.
Olay yeri tespit tutanağına göre, davalı şirkete ait tankerin sıra beklediği LPG dolum tesisinde işini bitirip çıkmak için geri geri manevra yaparken, arkasında sıra bekleyen kasko sigortalı tankere çarparak hasar verdiği açıklandığı gibi krokiden de davalıya ait tankerin önünün müsait olduğu ve hiçbir aracın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hasar veren araç sürücüsü Jandarmaya verdiği ifadesinde, arkadaki duran aracı farkedemediğini ve geri geri manevra yaparken istemeyerek çarptığını beyan etmiştir. Makine mühendisi olan bilirkişi, raporunda hasar veren aracın manevraları düzenleyen genel şartlara uymamak kuralını ihlal ettiğinden 5/8 oranında, hasar gören kaskolu aracın ise yerleşim birimleri dışında zorunlu haller haricinde duraklama ve park etmede gerekli tedbirleri almamak kuralını ihlal ettiğinden 3/8 oranında kusurlu olduğunu belirtmesine rağmen olayın oluş şekline ve alınması gereken tedbirlerin neler olduğuna ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır. Davacı vekili, kaskolu aracın somut olayda kusurunun bulunmadığını ileri sürerek Adli Tıp Kurumun'dan rapor istenmesi talebinde bulunduğu halde mahkemece rapor olaya uygun görülerek talep reddedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, başka bir uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu seçilerek veya dosya talep gibi Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kaskolu aracın somut olayda ne gibi tedbirler alması gerektiği ve izafe edilen kural ihlalini bu aracın somut olayda ne şekilde gerçekleştirdiği hususlarını aydınlığa kavuşturan ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak ve sonucuna göre kusur oranları belirlenip karar verilmek gerekirken, somut olayın meydana geliş şekli karşısında yetersiz kalan bilirkişi raporu esas alınarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy