(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 432, 434, 438) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 1.3.2000 tarih ve 1999/780-2000/232 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü oldukları aracın, müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araca tam kusurla çarpması sonucu oluşan 103.841.398 TL hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, bu miktarın tahsili için başlattıkları takibin davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, kusursuz olduklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; iddia, savunma ve toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, itirazın haksız olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1- Dairemiz'in 23.11.2000 tarih ve 7574-9249 sayılı geri çevirme kararı üzerine mahkemece, (temyiz dilekçesini süresi içerisinde hakime havale ettiren ancak temyiz harcını yatırmayan) davalılardan ...'ın dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği bildirilmiş olup, bu durumda 21.5.1985 gün ve 1984/5 esas,1985/1 karar sayılı İçtihadı birleştirme Kararı uyarınca artık HUMK.nun 434/3. maddesinde eksik harç ödenmesi ile ilgili işlemin uygulanmasına da gerek kalmaksızın, temyiz defterine kaydedilmeyen temyiz isteminin aynı kanunun 432/4. maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan ...'in, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3- Ancak, Borçlar Kanunu'nun 104/son madde ve fıkrası uyarınca gecikme faizine faiz yürütülmesi mümkün değildir. Mahkemece; itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmek suretiyle, takip talebinde yer alan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamına faiz yürütülmesi isteği de kabul edilmiş; bu suretle açıklanan madde hükmü ihlal edilmiş olmaktadır. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekir ise de, yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamaya ihtiyaç göstermediğinden, HUMK nun 438/7. Madde ve fıkrası uyarınca kararın aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan Osman'ın temyiz isteminin süre yönünden reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan Muhammet'in sair temyiz itirazlarının reddine, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle bu davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın HÜKÜM bölümü 1. bendinde yer alan icranın ve devamına ibarelerinin arasına asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy