(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.7.2000 tarih ve 1999/1046-2000/368 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatif ortağı olduğunu, aidat alacakları için yapılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı kooperatife tüm borcun ödenmiş olduğunu, borçları ödememenin müeyyidesinin ihraç olduğunu, icra takibi yapılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının icra takibinden sonra davadan önce asıl alacağı ödemiş olduğu, faiz alınmasının genel kurul kararı olduğu gerekçesiyle faiz miktarına göre itirazın kısmen kabulü ile 670.000.000.TL. asıl alacak ve 287.000.000.TL. işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline, asıl alacak ödendiğinden icra safhasında dikkate alınmasına, kabul edilen miktar üzerinden 382.800.000.TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kooperatif aidat alacağından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı, aleyhine yapılan icra takibine süresi içerisinde itiraz ederek takibin durmasına neden olmuştur. Uyuşmazlık aidat alacağından kaynaklanmış olup, miktarı ve uygulanacak faiz oranı genel kurul kararları ile belirlenmiş bulunmasına göre borçlu tarafından hesabının yapılabilmesi mümkün bulunduğundan alacağın likid olduğu tartışmasızdır. Ancak, somut olayda davalı icra takibine yaptığı itirazın ardından takipte istenen asıl alacak miktarını ödemiş bulunmakla uyuşmazlık faiz miktarı üzerinde toplanmıştır. O halde, davalı aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatına mahkemece hesaplanan faiz miktarı üzerinden hükmetmek gerekirken yazılı olduğu şekilde tüm miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş ise de; yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden H.U.M.K. nun 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün 2. bendinin 1. satırındaki 382.800.000.TL. rakamının çıkarılarak yerine 114.800.000.TL. rakamının eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile onanmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy