(818 S. K. m. 163)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesince verilen 13.7.2000 tarih ve 1999/324-2000/356 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.1.2001 günde davalı avukatı ile ihbar olunan avukatı gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı A...... Turizm ve Ticaret Anonim Şirketindeki %51 payının ihale yolu ile satışa çıkarıldığını, ihale şartnamesine göre, ihaleye katılacaklarından ( 50 ) milyar lira bedelli geçici banka teminat mektubu istenildiğini, dava dışı ( sonradan davanın ihbar olunduğu ) H......... davalı bankaya ait 16.2.1998 tarihli geçici teminat mektubu ile ihaleye katıldığını ve müvekkili bankanın yönetim kurulu kararı ile payların bu kişiye satılma kararı alındığını ve satışa ilişkin sözleşmenin imzalandığını, ancak ipotek verme gibi bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle ihalenin iptal edildiğini, bunun üzerine irat olarak kaydedilmesi gereken geçici teminat mektubu bedelinin tahsili isteminin davalı bankaca haklı olmayan nedenlerle reddedildiğini ileri sürerek, geçici teminat mektubu bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince lehine geçici teminat mektubu verilen kişinin sözleşmeyle üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirdiğini, geçici teminat mektubunun kesin teminat mektubu olarak değerlendirilemeyeceğini, kesin teminat mektubu alınmadan işi alıcıya yaptıran davacının daha sonra taahhüdün sözleşmeye uygun yapılmamasından dolayı geçici teminat mektubunun paraya çevrilmesini isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının dava dışı şirketteki paylarını ihale yolu ile satın alan kişi ile satış koşullarını düzenleyen sözleşme imzalanmış bulunmakla davalı bankanın bu kişi lehine ihale teklifi aşamasında vermiş bulunduğu geçici teminat mektubu ile sağladığı garantinin sona erdiği, bu aşamadan sonra sözleşmede öngörülen kesin teminatın garantisinin işlerlik kazanacağı, davacının sözleşmeden sonra 30 gün içinde payları satılan A....... A.Ş.nin borçlarının üstlenilmediği ve erteleme sözleşmesinin imzalanmadığı iddiası ile geçici teminatın tazminini istemiş ise de, alıcının ihale şartnamesinin 3.maddesine göre teklif vermekle bu borçları üstlendiği, ayrıca sözleşmenin 7.maddesi ile de kabul ettiği, sözleşmenin imzalanmasından üç gün sonra alıcının davacı bankaya giderek borç erteleme sözleşmesi dışındaki yükümlülüklerini yerine getirdiği, daha sonra borç ertelemesine ilişkin alıcıya bir uyarıda bulunulduğunun kanıtlanamadığı, alıcıya ( 30 ) gün süre tanıyan davacının sekiz ay sessiz kaldıktan sonra böyle bir dava açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu gerekçesiyle oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı bankanın dava dışı A........ A.Ş.deki %51 payının ihale yolu ile dava dışı H...... a satışı ve devri konusunda varılan anlaşma koşullarının adı geçen alıcı tarafından yerine getirilmediği iddiası ile alıcı lehine davalı bankaca düzenlenen geçici teminat mektubu bedelinin tahsiline ilişkin olup, mahkemece, ihale sonrası satış koşullarını düzenleyen sözleşme imzalanmış bulunmakla geçici teminat mektubunun işlevinin sona erdiği, bu aşamadan sonra kesin teminat mektubu garantisinin işlerlik kazanacağı, kaldı ki alıcının satış sözleşmesi ile üstlendiği edimlerini yerine getirdiği sonucuna varılarak, oyçokluğu ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı ile dava dışı H......... arasında akdedilen 14.8.1998 tarihli sözleşmenin 12 nci maddesinde alıcının, sözleşmenin 11 nci maddesinde öngörülen yükümlülüklerini tamamen yerine getirmesinden sonra ayrıca düzenlenecek devir ve ferağ beyannamesi ile satışa konu payların tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte alıcıya devredileceği hükmü doğrultusunda devir ve ferağ sözleşmesinin düzenlendiği taraflarca iddia ve ispat edilmemiştir.
Dava dışı şirketin payları nama yazılı ise de, bu paylar senede bağlanmadığı gibi, ilmühaber dahi çıkarılmadığından payların devri BK.nun 163. ve izleyen maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükümlerine tabi olduğundan, bu şekildeki payların devrinin değinilen biçimde ayrı bir devir ve ferağ irade bildirimine bağlanmış bulunması şirket paylarının açıklanan niteliğinin zorunlu gereğidir.
Bu dava, pay satış sürecinin tamamlanmasına kadar alıcının davacı satıcıya karşı olan edimlerini garanti eden geçici teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Bu durumda, 14.8.1998 tarihli sözleşme hükümlerinin taraflar bakımından bağlayıcı sonuç doğurup doğurmadığı hususu bu davanın konusu olmayıp, davacı ile dava dışı kendisine dava ihbar edilen H............. arasındaki pay devrinin geçerliliği konusunda görülecek bir eda davasında nihai biçimde çözümü gerekir. Bu nedenle, anonim şirket pay satış sözleşmesi tarafları arasında açılmış bir eda davası var ise, sonucu beklenerek geçerli bir pay devir sözleşmesinin oluşup oluşmadığı ve buna göre davalının düzenlediği geçici teminat mektubu işlevinin sona erip ermediğinin saptanması gerekirken, niteliği ve pay satış sözleşmesinin tarafları bakımından böyle bir davada çözüme kavuşturulamayacak olan konularla doğrudan ilgili karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy