(2004 S. K. m. 97)
Dava: Davacı vekili, mülkiyeti A.D.' ye ait aracın müvekkili şirket tarafından 20.10.1997 tarihinde noter satış sözleşmesi ile satın ve ardından devir alındığını, bu şahsın davalı bankaya olan borcundan dolayı yapılan takipte trafik kaydında henüz devir işlemleri yapılmamış müvekkiline ait araç üzerine haciz tatbik edildiğini, istihkak iddiasında bulunarak, istihkak davası açıldığını, buradan verilecek kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, trafik kaydına tescil işleminin bildirici mahiyette olduğunu, aracı teslim alan müvekkilinin araç maliki olduğunu beyanla, aracın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitine, haczin fekkine, bu konudaki murazanın men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aynı konuda 1.İcra Tetkik Mercii'nde dava bulunduğunu, derdestliğin söz konusu olduğunu, süresi içerisinde istihkak davası açmayan üçüncü şahsın bu davasında hak düşürücü sürenin geçirilmiş bulunduğunu, devir işleminin kötü niyetli ve alacaklılardan mal kaçırmak amacını taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, istihkak davası sonunda verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, icra mahkemelerinin dar yetkili mahkemeler olmaları nedeniyle derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının yerinde olmadığı, aracın satım işleminin haciz tatbikinden önce yapıldığı, davacının kötü niyetinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, haczin fekkine, davalının muarazasının men'ine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Karar: Davalının dava dışı borçlu hakkında yapılan takip sonucu, davaya konu aracın trafik kaydına haczedildiğine ilişkin şerh konulmuştur. Bunun üzerine davacının davalı alacaklı aleyhine açtığı istihkak davası İcra Tetkik Mercii'nce süre yönünden reddedilmiş ve karar kesinleşmiş, davacı bu kez mülkiyetin tespiti haczin kaldırılması ve muraazanın men'i istemleri ile görülmekte olan bu davayı açmıştır.
İİK.nun 97 nci maddesinin 11 nci fıkrasına göre, istihkak davası genel hükümler dairesinde ve basit usule göre görülmektedir. Bu nedenle mercii'ce istihkak davası sonucu verilen karar aynı taraflar arasında genel mahkemede açılan dava yönünden kesin hüküm oluşturur. Uygulama ve öğretide de bu görüş benimsenmiştir. ( Bkz.Prof.Dr. B.Kuru, İcra İflas Hukuku, C.2. Sh.1107 vd., Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 02.02.1998 tarih 1987/5374 Esas, 1988/477 Karar, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 15.03.1982 tarih 1489-1688, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 09.11.2000 tarih 2000/6244-8716 sayılı kararları. )
Bu durumda, İİK.nun 97/6 ncı maddesine göre açtığı dava reddedilen davacının istihkaka konu aracı haczettiren davalıya karşı böyle bir dava, yani genel hükümlere dayalı yeni bir dava açması mümkün değildir. Davacı ancak, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre asıl borçluya karşı dava açabilir.
Mahkemece, bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy