(1086 S. K. m. 275) (818 S. K. m. 41) (6762 S. K. m. 1299) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları m. A.5)
Dava: Taraflar arasındaki davanın Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 10.06.1999 tarih ve 1998/468 - 1999/256 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigortalı bulunan aracın, kaza yaparak hasarlanmasına rağmen, 1.559.000.000. lira hasar tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, bu meblağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, trafik kazasının davacı sürücünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacı sürücünün kaza esnasında güvenli taşıt kullanım sınırını hafif düzeyde geçildiği bir alkol alımı ile alkolün etkisinde iken, %100 kusur ile park halinde bulunan araca çarptığı gerekçesiyle, kasko poliçesi genel şartlarının A.5/5 maddesi gereğince, hasar, teminat kapsamı dışında kaldığından, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı ile davalı sigorta şirketi arasında akdedilen Kara Taşıtları Kasko Sigortası Poliçesinin Genel Şartlarının 5.5.maddesine göre, sigortalı tarafından meydana getirilen kazanın uyuşturucu madde veya alınan alkollü içki etkisiyle meydana gelmesi halinde, bu hasar sebebiyle, sigorta teminatından yararlanılamaz. Ancak bu sonuca varabilmek için kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin, aralarında nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulu tarafından saptanması gerekir. Her ne kadar mahkemece bu hususa riayet edilerek alınan bilirkişi raporunda olayın güvenli taşıt kullanım sınırını hafif düzeyde bir alkol alımı ile alkol etkisinde meydana geldiği ibaresine yer verilmişse de, bu ibareden kazanın münhasıran alkol etkisinde meydana gelip gelmediği sonucunun çıkartılması imkanı bulunmadığından, mahkemece bu hususta daha önce bilgisine başvurulan nörologdan veya yeni bir bilirkişi tayin ederek, sorunu kesin bir çözüme kavuşturmadan, terditli mütalaaya dayanarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.02.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy