(1163 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesince verilen 21.6.2000 tarih ve 1999/1039-2000/582 sayılı kararınca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.2.2001 günde davacılar avukatı Ö ile davalı avukatı A......... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y......... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin birleştirilen dava davacısı Celalden 27.6.1996 tarihinde davalı kooperatif ortaklığını devraldığını, ortaklığa yaptığı başvurunun devredenin ortaklıktan ihraç edildiğinden bahisle reddedildiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olduğunun tespitini, birleştirilen davada ise devreden C........ vekili, müvekkilinin ortaklıktan ihraç kararın yok hükmünde olduğunun tespitini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaların reddini savunmuştur.
Mahkemece, her iki davanın reddine ilişkin verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan kanıtlara, kooperatif kayıtlarına ve bozma sonrası alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, kooperatif eski yöneticisi olan devreden C.........in ihracına dayanarak gösterilen haklı sebep hakimin 1163 sayılı yasayı değiştiren 3476 sayılı yasa ile kaldırılması nedeniyle geçerli olmadığı, bu kişinin ortaklık payını 27.6.1996 tarihli sözleşme ile devrettiği A...........in ortaklığa engel bir halinin bulunduğunun ileri sürülmesinden dolayı ortaklığa kabulü gerektiği gerekçesiyle her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Asıl davada davacı, davalı kooperatif ortağı C............den 27.6.1996 tarihli noter sözleşmesi ile ortaklık hakkını devraldığından bahisle ortak olduğunun tespitini, birleştirilen davada ise devreden C.........., devir sözleşmesinden önce davalı kooperatif yönetim kurulunca verilen 13.6.1996 tarih ve 63 sayılı ortaklıktan ihraç kararının yok hükmünde olduğunun tespitini istemişlerdir
Mahkemece, devreden C........in ortaklıktan ihracına gerekçe gösterilen haklı sebepler halinin daha önce yürürlüğe giren ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16.maddesini değiştiren 3476 sayılı kanun ile kaldırıldığı, yasa değişikliğine intibak ettirilen kooperatif ana sözleşmesinde de böyle bir ihraç nedeninin yer almadığı, bundan dolayı ortaklık hakkını devreden hakkında verilen ihraç kararının yok hükmünde olduğu sonucuna varılarak her iki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin ilk karar Dairemizin 4.6.1998 gün ve 1998/951-4184 s.lı İlamı ile ( devredene ihracına ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin karar ise Dairemizin 21.9.1999 gün ve 2276-7007 sayılı ilamı ile ( ilk bozmadan sonra devredenin açtığı dava ile birlikte her iki davacının hukuki durumunun değerlendirilerek saptanmasından sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği görüşü ile ) bozulmuştur.
Anılan Yasada ve davalı kooperatif ana sözleşmesinde yer almayan bir nedenle dahi olsa, birleştirilen dava davacısı hakkında verilen ve kendisine tebliğ edilen şeklen varlık kazanmış ve tebliğ prosedürü tamamlanmış bir ortaklıktan ihraç kararı bulunmaktadır. Böyle bir karara karşı 1163 sayılı Kanunun 16/3. maddesince öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürede genel kurula itiraz edilmediği gibi, kararın iptali istemiyle dava da açılmamıştır. Sadece, bu süre içerisinde C............in 10.7.1996 tarihli dilekçesiyle ortaklığını devrettiği, hakkındaki kararın hükmünün kalmadığı kooperatife bildirilmiş, ancak bir itiraz iradesi dile getirilmemiştir. Bu durum karşısında, yasal hak düşürücü süre içerisinde iptali kabil nitelikteki ihraç kararına karşı itiraz veya dava yoluna başvurmayan devreden ortak hakkında verilen ihraç kararının kesinleştiği gözetilerek her iki davanın reddi gerekirken, Dairemizin 21.9.1999 günlü bozmasına yanlış anlam verilerek., yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 100.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy