(1086 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kütahya Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 07.05.2001 tarih ve 2000/749-2001/279 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan H. Ahmet Kazman ve İsmail Cay vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Hacı Ahmet'in diğer davalı kooperatifteki ortaklık payını noter senedi ile devraldığını, devir işleminin kayıtlara işlenmesi için davalı H. Ahmet'in verdiği dilekçenin, davalı kooperatifçe işleme konulmadığını, davalı H. Ahmet'in aynı zamanda yönetim kurulunda üye olduğu için işi savsakladığını, davalılara yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, bu arada payın bir başka kişiye devri girişiminin öğrenildiğini ileri sürerek, davalı H. Ahmet'in hissesinin iptali ile müvekkili adına tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı H. Ahmet vekili, davacının devre karşılık vermeyi taahhüt ettiği arsayı vermeyince, payını dava dışı İsmail'e sattığını ve bu kişinin üyeliğe kabul edildiğini, davacının nedensiz zenginleşme amacı içinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davacının davalı kooperatifin ortağı olduğunun tespitine, davalı H. Ahmet'in payının iptali ve davacı adına tescili istemlerinin ise reddine karar verilmiş, davacı vekili ile davalı kooperatif temsilcisinin temyizi üzerine, Dairemizin 11.09.2000 tarih ve 5593-6605 sayılı ilamı ile, davacıya devir sonrasında, davalı Hacı Ahmet'in dava dışı İsmail'e de aynı payı devrettiği, davalı kooperatif kayıtlarına göre İsmail'in ortak gözüktüğü, davanın bu haliyle İsmail'in hukukunu etkileyeceğinden, İsmail hakkında dava açılmak, açıldığında birleştirilmek üzere davacıya süre verilmek gerektiği gerekçesiyle, usul noktasından bozulmuştur.
Bozmaya uyularak, davacıya süre verilmiş, davacı birleşen davada, davalı İsmail'e ait hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İsmail vekili, müvekkilinin iyi niyetle payı devraldığını ve üyeliğinin tescil edildiğini, aidatları da ödemekte olduğunu, asıl ve birleşen davada davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia etmediğini, 2.4.2001 tarihli oturumda ilk kez ileri sürdüğü bu yöndeki iddianın, davanın genişletilmesi olduğunu ve muvafakat etmediklerini savunmuştur.
Mahkemece, birleşik yargılama sonunda, davacının dilekçesinin davalı kooperatifçe işleme alınmadığının tanık beyanları ile sabit olduğu, davalı Hacı Ahmet'in aynı ve tek payını davalı İsmail'e de devrettiği, davacıya devirden sonra ortada pay kalmadığından ikinci devrin geçerli olmadığı gerekçeleriyle, İsmail'in devraldığı payın iptaline, bu payın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalılardan H. Ahmet vekili ile birleşen davada davalı İsmail vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan H. Ahmet Kazman ve İsmail Çay vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılardan H. Ahmet Kazman ve İsmail Çay vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı fazla alınan 1.520.000 lira harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy