(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.7.2001 tarih ve 1995/1191-2001/903 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, bu ve birleşen davada müvekkilinin trene bindiği sırada kapıları açık hareket eden tren ile istasyon arasına düşerek 2 bacağını kaybettiğini, ceza davasında davalıya 6/8 kusur verildiğini, bu kaza nedeniyle müvekkilinin derin acılar yaşadığını ileri sürerek, toplam 13.515.816.012-lira maddi, 600.000.000-lira manevi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda davacının tam kusurlu olduğunu, taşıma sözleşmesinin kurulmadan kazanın meydana geldiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davanın ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı taraf davacının işbu davayı açmadan önce Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde aynı hususta açtığı davada 30.000.000-lira manevi tazminat istediğini bilahare davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, manevi tazminat bakımından bu talebiyle bağlı olduğunu savunmuş ve anılan davanın dava dilekçesi suretini ibraz etmiş, davacı taraf da bu savunmaya karşı çıkmamıştır. Her ne kadar anılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.1999 tarih, 1999/21-684 E, 1999/818 K, sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı açtığı o davada manevi tazminat yönünden uğradığı elem ve ızdırabın parasal karşılığını 30.000.000-lira ile sınırlandırmak suretiyle iradesini açıklamış bulunması sebebiyle o beyanıyla bağlıdır, bu itibarla ve davacı tarafça zaman içinde duyulan elem ve ızdırabın derecesini arttırıcı mahiyette maluliyet oranının arttığına dair bir iddia da ileri sürülmediğinden, varlığına itiraz olunduğu taktirde anılan dava dosyasının celbi ile savunmanın subutu halinde davacı yararına 30.000.000-lira manevi tazminata hükmolunmak gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak davacı yararına 600.000.000-lira manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2 nolu bentte yazılı nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy