(818 S. K. m. 474, 100) (4353 S. K. m. 2, 3, 18)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.5.2001 tarih ve 1999/866-1999/548 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından nakliyat sigorta poliçesi yapılan emtianın davalı tarafından işletilen ambarda kısmen ziyaa uğratıldığını, meydana gelen hasarın sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 6.028.000.000.TL.nın davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının B.K.nun 474. maddesi ile yanında çalıştırdığı kişilerin eylemlerinden dolayı B.K.nun 100. maddesine göre sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Dava dilekçesinde davalı olarak Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü İstanbul Tasfiye İşletme Bölge Müdürlüğü gösterilmiş olup, dava dilekçesi Tasiş 2 nolu Ambarı Yeşilköy-İstanbul adresinde evrak memuru Nurten E.'ye tebliğ edilmiştir.
Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 8/i maddesine göre Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğü ana hizmet birimleri arasında yer almakta olup, 4353 S.K.nun 2/C,E ve 3/B,C bentleri ile 18. madde hükümleri uyarınca, adli tebligatın muhatabı, amme idaresini temsil eden kişiler, Muhakemat Müdürü veya Hazine avukatı gibi yetkililerdir. 4353 S.K. nun yukarıda anılan hükümleri karşısında kamu kuruluşunu temsil ve kuruluş adına adli evrakı tebellüğe yetkili kılındığı belirtilmeyen evrak memuruna yapılan tebligat geçerli değildir. O halde, usulsüz tebligat nedeniyle davalının savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olduğundan davalıya yeniden dava dilekçesi tebliğ ettirilerek savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, usulsüz tebligat ile yargılama yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiş, bozma sebep ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy