(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.04.2001 tarih ve 2000/311-2001/297 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin MİLPA A.Ş'den bir araç satın alarak, pazarlama şirketinin isteği üzerine, davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalattığını, aracın çalınması nedeniyle ödenmesi gereken araç bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, (4.200.000.000)TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, araç bedeli olan (2.900.000.000) TL'nin poliçede dain ve mürtehin sıfatı taşıyan MİLPA A.Ş'ne ödendiğini belirterek,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, araç değerinin 3.500.000.000 TL olduğu, davalı tarafından dain ve mürtehine sadece 2.900.000.000 TL ödeme yapıldığı gerekçesiyle, aradaki farkı oluşturan 600.000.000 TL'nin davalı şirketin temerrüt tarihi olan 07.11.1999 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava sigorta tazminatının ödettirilmesi istemine ilişkindir. Sigorta poliçesinde dain ve mürtehin olarak dava dışı MİLPA A.Ş'nin gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıların talepte bulunmaya hakkı olduğu nazara alınarak hüküm kurulmuştur. Davacıların sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için dain ve mürtehinin bu konuda açık muvafakat vermesi gerekmektedir. Mahkemece açıklanan husus nazara alınarak, bu konuda ispat yükü üzerine düşen davacılara dain ve mürtehininden sigorta tazminat alacağını istemesine izin verdiğine dair muvafakatname almak ve ibraz etmek üzere münasip bir önel verilerek, sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy