(6762 S. K. m. 1283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.7.2001 tarih ve 1999/167-2001/592 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı sigorta şirketi arasında düzenlenen 1.1.1997 tarih ve iki yıl süreli abonman sözleşmesi kapsamında spesifik poliçelere bağlı olarak yapılan gemi taşımalarından doğan toplam 9.027.412.400-lira değerindeki noksanlığın yapılan başvuruya rağmen tazmin edilmediğini ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan tahsilini, her bir riziko için, yapılan ihbar tarihinden itibaren % 95,75 oranında akti temerrüt faiz işletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddia edilen eksikliğin yükleme ve boşaltma limanlarındaki tartı aletlerinin farklılığından kaynaklandığını, gemi ambarlarının davacı elemanlarınca kapatılıp, açıldığını başka bir eksiklik doğurucu ihtimalin bulunmadığını, gemilerin riziko ile karşılaşmadığını, davacıyı bağlayan gözetim firması raporlarının alındığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından yüklemenin yapıldığı yerde gemi ambarlarının mühürlendiği, boşaltmada mühürlerin sağlam olduğunun tutanaklarla tespit edildiği, gemilerin herhangi bir deniz rizikosuna maruz kalmadıkları, davacının gerçek bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Kural olarak, ortaya çıkan rizikonun sigorta güvencesi kapsamı dışında kaldığının sigortacı tarafından ispatı gerekir. Uyuşmazlığa konu bütün taşımalarda yükleme davacı sigorta ettirenin görevlilerince yapılmış, yükleme bitiminde gemi ambarları mühürlenmiş, taşıma bitiminde varma yeri limanında da tutanakla tüm mühürlerin sağlam olduğu belirlenmiş ve gene davacı görevlileri tarafından mühürler sökülerek sigortalı yük, ambarlarından boşaltılıp, tartılarak kendi silolarına taşınmış olup, taşımanın tüm aşamalarında davacının mutlak gözetimi ve inisiyatifinin bulunduğu kuşkusuzdur. Davacı tarafça, deniz yoluyla yapılan taşımalar sırasında herhangi bir deniz kazası, fırtına, hırsızlık veya başkaca tehlike halinin gerçekleştiği de iddia edilmemiştir.
Esasen, TTK.nun 1283. maddesi hükmü uyarınca,sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlüdür. Davalı sigortacı, rizikonun sigorta güvencesi dışında kaldığı savunmasını ispat zorunda ise de, davacı sigorta ettiren de sigortalı malın eksilmesi nedeniyle zarara uğradığını ispat etmelidir. Davacı taraf müfettişlerince gerçekleştirilen inceleme ve tahkikata göre, bir gemide eksiklik çıkarken, bir başka gemide fazlalık olmasına, gemilerin ambar kapaklarının mühürlerinin bozulmamış olmasına göre, taşıma sonrasında davacının yaptırdığı tartımlar sonucu ortaya çıkan kısmi eksilmelerin sigorta kapsamındaki gerçek bir zararı ifade etmediğinden davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy