(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 8.5.2001 tarih ve 2000/518-2001/271 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve sigortacısı olduğu aracın neden olduğu trafik kazasında müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın hasarlandığını, müvekkilince sigortalısına ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, davacının talep ettiği 390.430.000 TL.nın 4.11.1999 tarihinde davacıya havale edildiğini beyan etmiştir.
Diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava dilekçesine ekli ibranamede tarih bulunmadığı, davacı vekili tarafından ibraname aslının sunulmadığı, 2. kez ibraz ettiği fotokopiye kaşe ile sonradan tarih basıldığı, bu tarihe itibar edilemeyeceği, davalıların icra takibi ile temerrüde düşürüldüğünden işlemiş faiz istenemeyeceği, davalı sigorta şirketinden aldığı ödeme makbuzunun davacı tarafından dosyaya sunulmadığı, bu tür belgelerde genelde hiçbir hak ve alacağı kalmadığı ibaresinin mevcut olduğu, ana parayı tahsil eden kişinin bunun fer'ilerinden vazgeçmiş sayılacağı, davacı sigorta vekilinin davalı sigorta hakkındaki davadan feragat ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301 nci maddesi uyarınca davacının sigortalısına ödediği bedelin zarara sebebiyet veren aracın ilgililerinden rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. TTK.nun 1301.maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu nedenle sigortacının, 3. şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Davacı ödeme tarihini kanıtlayamadığından, temerrüt faizinin başlangıç tarihini, icra takip tarihi olan 2.3.2000 olarak kabul etmek gerekmektedir.
Zorunlu trafik sigortacısı olan davalı Ak Sigorta A.Ş. poliçe limitini davacı şirkete ödemiştir. Ödemeye dair bu belgede de tarih bulunmamaktadır. Davalı sigorta tarafından aksi kanıtlanamadığı için, davalı sigorta şirketinin 16.6.2000 tarihinde davacıya ödeme yaptığının kabulü gerekmektedir. Davalı sigorta şirketinin davacıya ödeme yaptığı tarihe kadar, davacının işleyen faiz ve asıl alacağı bulunmaktadır. Mahkemece, BK.nun 84.maddesindeki hüküm de dikkate alınarak, davacının, davalı şirketin 16.6.2000 tarihindeki ödemesini asıl alacağa mı, yoksa işlemiş faize mi mahsup ettiği, davacının bakiye bir alacağı bulunup bulunmadı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, davalı sigorta şirketinin ödemesine dair belgenin ibrazına olanak tanınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy