(6762 S. K. m. 1297, 1295)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.9.2001 tarih ve 2000/902-2001/689 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.3.2002 günde davacı avukatı Orhan Yıldız ile davalı avukatı Efrail Aydemir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı aracın çalınması yüzünden uğradığı zarardan doğan sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek 8.500.000.000._TL sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta şirketi vekili, prim bedeli zamanında ödenmediği için poliçenin rizikodan önce feshedilmiş duruma düştüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davalı tarafından hasar anlaşıldıktan sonra poliçenin iptali yoluna gidildiği, iade edilecek primlerden de söz edildiği, ihtarda bulunmaksızın ve hasar öğrenildikten sonra poliçe feshinin iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 8.296.000.000._TL sının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, yanlar arasındaki çekişme, sigorta sözleşmesinin riziko tarihi itibariyle yürürlükte olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK'nun 1295/1. maddesi uyarınca, sigorta priminin tamamının veya taksitle ödenmesi kararlaştırılmışsa ilk taksitin poliçenin teslimi karşılığında ödenmesi gerekir. Aynı madde hükmüne göre, aksinin sözleşme ile kararlaştırılması da mümkündür. Dava konusu ilişkiyi düzenleyen poliçenin arka sayfasında, prim peşinatının veya ilk taksitin poliçe başlangıç tarihini takip eden onbeş gün içinde ödemesinin gerektiği belirtilmek suretiyle, poliçe tesliminin prim tutarının veya ilk taksitin ödendiği anlamına gelmediği, poliçe tesliminden sonra prim peşinatını ödemek üzere sigorta ettirene vade tanındığı açıklanmış olmaktadır. Yine anılan maddeye göre, sigortacının sorumluluğu primin veya peşinatın ödenmesi ile başlayacaktır. Her ne kadar davalı tarafça, poliçenin ihtarsız fesih hakkına dayalı olarak feshedildiği savunulmuş ve mahkemece feshin rizikodan sonra yapıldığı gerekçesiyle bu savunmaya itibar edilmemiş ise de, sigortacıya ihtarsız fesih hakkı tanıyan TTK'nun 1295 ve 1297. maddelerinde değişiklik getiren 537 sayılı KHK'nin 2. ve 3. maddeleri Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.1997 gün ve 1997/24-35 sayılı kararı 7.10.1997 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak bu tarihten 6 ay sonra yürürlüğe girdiğinden, 11.1.2000 başlangıç tarihli dava konusu poliçe ile ilgili olarak, ihtarsız fesih düzenlemesi uygulamasına dayanılarak poliçe iptali mümkün olmadığı gibi, prim peşinatı ödenmeden sigortacının sorumluluğu başlamayacağından, poliçe feshinin ne zaman yapıldığı önem taşımayacağı nazara alındığında, poliçenin rizikodan sonra feshedildiği yolundaki mahkeme gerekçesinin de somut olayın çözümüne dayanak yapılması imkanı da bulunmamaktadır.
Davalı sigorta şirketince prim ödemesi yapılmadığı savunulduğuna, dava dışı acentenin poliçe borçlarının ödendiğine ilişkin yazısı 28.7.2000 riziko tarihinden sonraki 25.10.2000 düzenleme tarihini taşıdığına, aynı acentenin bir başka yazısında tahsilatların yapılmadığı belirtildiğine ve davacı tarafça prim ödemesine dair çekişme konusu yapılmayan türde bir makbuz ibraz edilmediğine göre, mahkemece gerektiğinde dava dışı acente R... Sigorta Ltd. Şirketi kayıtları üzerinde uzman bilirkişi veya bilirkişilerce inceleme yaptırılarak, acente kayıtlarında riziko tarihinden önce dava konusu poliçe ile ilgili bir prim ödemesinin yer alıp almadığının saptanması ve bundan sonra iddianın değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy