(6762 S. K. m. 1288, 1299, 1292) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.6.2001 tarih ve 19998/292-2001/472 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince yapılan içme suyu inşaatının davalı şirket nezdinde İnşaat Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu dönemde meydana gelen hasar bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmesine yanaşılmadığını ileri sürerek, (6.326.910.000) TL. hasar bedelinin en son hasarın vuku bulduğu 27.12.1997 tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddia etmiş olduğu hasar bedellerinden ihale tenzili, eksik sigorta ve poliçe tenzili muafiyeti uygulandığında, davacı isteminin haklı olamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davanın kısmen kabulü ile (1.486.668.576) TL. tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, inşaat sigortasından kaynaklanmakta olup, davacı, dava dışı İller Bankası tarafından (130.000.000.000) TL. keşif bedeli üzerinden ihaleye çıkarılan, Oba Beldesi içme suyu inşaatının yapım işini % 63.86 ihale indirimi ile (46.982.000.000) TL. üzerinden üstlenmiş ve bu bedel üzerinden davalı şirkete sigorta ettirmiştir. Sigorta hukukunda gerçek zararın giderimi esas olduğu gibi poliçe genel şartlarının (Tazminat Hesabı) başlıklı 15 nci maddesinde de tazminat tutarının sigortalı kıymetlerin hasardan bir gün önceki duruma getirilmesi için ödenmesi gereken bedel olduğu belirtilmiştir. Ayrıca ihale indirimi de yüklenicinin kârından yaptığı bir fedakarlık olup, böyle bir sigorta ilişkisinde gerçek zararın hesaplanmasında nazara alınamaz. Mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak ihale tenzilatı düşülmek suretiyle tazminat hesabı yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Diğer taraftan TTK. nun 1299/1. maddesi hükmü uyarınca mal sigortalarında sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı yasanın 1292. maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olur ve Borçlar Kanunu'nun 101/2. maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer. Mahkemece bu husus nazara alınmadan ihtar bulunmadığından bahisle dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir. Ancak, davacı taraf temyiz dilekçesinde ihtarname tarihi olan 16.2.1998 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesini istediğinden ve bu beyanıyla da bağlı olacağından, mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmek gerekecektir.
3-Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, diğer adı (menfaat değerinin altında sigorta) olan eksik sigorta kavramı TTK.nun 1288. maddesinde düzenlenmiş olup, sigorta sözleşmesi ile kararlaştırılan sigorta bedelinin sigorta kuvertürüne alınan sigortalı mal veya buna ilişkin menfaatin taşıdığı değerin altında olmasını ifade eder ve dava konusu olayda olduğu gibi kısmi ziya halinde uygulama imkanı bulur. İnşaatın tamamlanması halinde ulaşacağı nihaî değerde sigorta değeri olarak kabul edilemez.Poliçe Genel Şartlarının 15/1-I maddesinde sigortacının tazmin sorumluluğunun, sigortalı değerlerin hasardan bir gün önceki duruma getirilmesi için gereken bedelden ibaret olduğu öngörüldüğünden, mahkemece bilirkişilerden inşaatın rizikodan bir gün önceki verili değerinin başka bir deyişle davacının yaptığı inşaatın 2.12.1997 tarihindeki toplam değerinin ne olduğu hususunda ek rapor alınmak ve buna nazaran eksik sigortanın bulunup bulunmadığı saptanarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı, (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle de davalı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 5.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy