(1163 S. K. m. 23, 16, 17) (7201 S. K. m. 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.11.2000 tarih ve 1997/1306 - 2000/1072 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için tetkik hakim Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ihaleye çıkardığı dükkanlardan birini peşin ödeme suretiyle satın aldığını ve bu suretle üye yapıldığını, ihale bedeli dışında herhangi bir ad altında başka bir bedel alınmayacağının ve sadece genel giderlere katılma payı alınacağının ortaklığa giriş şartnamesinin 3 ncü maddesinde belirtildiğini, 25.08.1996 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, genel giderlerin dışında 6.000.000.-TL aidat, 20.000.000.-TL ara ödeme kararlaştırıldığını, bu kararın iptali için dava açmadıklarını, müvekkilinin genel giderleri ödemeyi sürdürdüğünü, ancak davalının müvekkili hakkında ihraç kararı aldığını haricen öğrendiğini, hiçbir ihtarname ve ihraç kararının müvekkiline tebliğ edilmediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, ihtarnamelerin usule uygun olarak tebliğ edildiği ve istenilen kadar davacının borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının davalı kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtarnamelerdeki borç miktarının gerçek borcu yansıttığı ve tebligatların da usulüne uygun olduğu gerekçeleriyle, dava kabul edilmiştir.
Oysa, ihraç kararına dayanak yapılan ihtarnamelerden ilkinin tebliğine ilişkin noter şerhinden, muhatabın adreste bulunmama nedeninin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesi hükmü uyarınca araştırılmadığı ve tespit edilmediği, dolayısıyla usule uygun bir tebligatın yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, ikinci ihtarnamenin tebliğine ilişkin noter şerhinden de tebligatın davacının birlikte sakin oğluna yapıldığı anlaşılmakta olup, davacı vekili rapora itirazında müvekkilinin bekar olduğunu, dolayısıyla oğlu bulunmadığından tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürdüğü halde mahkemece, bu iddia dahi araştırılmamış, her iki ihtarnameye ilişkin tebligatlar usule uygun bulunmuştur. Öncelikle, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Mahkemenin, ihtarnamelerdeki borcun gerçek borç miktarını yansıttığına ilişkin gerekçesinin irdelenmesine gelince;
Davacının, sabit ve peşin aidat ödeyerek, yönetim kurulu kararı ile ortaklığa alındığı ve kendisine dükkan tahsis edildiği noktaları çekişmesizdir. Ortaklığa giriş şartnamesinin 3 ncü maddesinde, ihale bedeli dışında herhangi bir ad altında başka bir bedel istenmeyeceği, sadece genel giderlere katılım payı alınacağı öngörülmüştür.
Uyuşmazlık, bu şekilde ortaklığa alındıktan sonra, davacının aidat yükümlülüğünün devam edip etmediği, dolayısıyla ihraç kararının bu yönden hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dairemiz'in uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23 ncü maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği taktirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın, ( devam eden inşaatların finansmanına katılımı için ) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel değildir. Dairemizin emsal nitelikteki 16.04.1995 gün ve 2568 - 2729 sayılı ve 11.05.2000 tarih ve 3437 - 4066 sayılı, 14.01.2002 gün ve 2001/7849 - 2002/54 sayılı ilamları bu yöndedir.
Somut olayda, davacının üyeliğe alınmış şeklini onaylayan bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. İhraç kararına dayanak ihtarnamelerde gösterilen borcun, üyelik aidatına mı, yoksa alt yapı veya genel yönetim giderlerine mi ilişkin olduğu da belli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu yönler üzerinde durulmamış olup, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde bu hususlar dile getirildiği, genel giderlerin makbuz karşılığı ödendiği ve ödenmeye devam edileceği de ileri sürüldüğü halde; mahkemece, bu yönler tartışılmamış ve bilirkişiden ek rapor dahi alınmamıştır. Öte yandan, 25.08.1996 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, davacıya genel giderler dışında aidat yükümlülüğü getirilerek, miktarları da kararlaştırılmış olup, dava dilekçesinde bu karara karşı daha önce iptal davası açmadıklarını da davacı vekili dile getirmiştir.
Bu durumda, ihtarnamelerde istenilen borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığı bu açıklamalar ışığında gerektiğinde başka bir bilirkişiden yeni bir rapor alınarak, açıklığa kavuşturulmak gerekirken, bu yapılmadan eksik inceleme ile borcun gerçek borç olduğu sonucuna varılması da keza doğru olmamıştır.
O halde mahkemece, öncelikle ihtarnamelerin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ncı ve 27 nci maddelerine uygun olarak temerrüde düşürülmediği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, temerrüt noktasında ihtarnameler usulüne uygun kabul edilerek ve gerçek borç istenildiği sonucuna da eksik inceleme ile varılarak, yazılı gerekçelerle davanın reddi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy