(6762 S. K. m. 316, 361)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.05.2001 tarih ve 2000/522-2001/249 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.03.2002 günde davacı avukatı İ. E. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin anonim davalı şirket sermayesinin 600 payından 200'üne sahip olduklarını, 27.02.2000 tarihinde toplanan olağanüstü genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi olan müvekkili D. T.'ın azli ve bunun yerine başka üye seçimine karar verildiğini, ancak bu azil işleminin TTK'nun 361 inci ve müteakip maddeleriyle anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 27.02.2000 tarihli genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yönetim kurulu üyeliğinden ihraç edilen D. T.'ın yönetim kurulu toplantılarına katılmadığını, şirket işlerinin aksamasına neden olduğunu, yapılan toplantının ve alınan kararların usulüne uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, TTK'nun 316 ncı ve şirket anasözleşmesinin 8 inci maddesine göre umumi heyet lüzum görürse idare meclisi üyelerini her zaman değiştirebileceği hükmü karşısında alınan ihraç kararının anasözleşmeye ve yasaya aykırı bir yönü bulunmadığı, kaldı ki, davacı yönetim kurulu üyesi D. T.'ın yönetim kurulu toplantılarına katılmadığı ve şirket çalışmalarını aksattığı ve bu nedenle ihraç edildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK'nun 316 ncı maddesine paralel olarak düzenlenen davalı anonim şirket anasözleşmesinin 8 inci maddesinde hiçbir sebep gösterilmeksizin yönetim kurulu üyesinin azlinin mümkün olabileceği kararlaştırılmış bulunması karşısında, yönetimde imtiyaz tanınmayan bir aile grubu açısından bu yasa hükmünün aksine karar verilmemesi mümkün olmamakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, davalı avukatı gelmediğinden 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin alınmasına mahal olmadığına, 12.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy