(818 S. K. m. 61, 64, 66)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.04.2001 tarih ve 1995/669-2001/524 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.03.2002 günde davacı avukatı Haluk Seymen ile davalı avukatı Şükran Tezel gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin maden sahasının sınırında iki ayrı maden sahası bulunan davalı şirketçe haksız biçimde müvekkiline ait sahada madencilik faaliyeti yürütüldüğünü ileri sürerek, (1375) ton kömür üstü kil ve (20882) ton kumun istirdadını, birleştirilen davada ise kötüniyetle çıkarıldığı savlanan maden bedeli (2.235.000.000) TL.nin reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı ölçümlerin yanılgılı olduğunu, müvekkilinin davacıya ait sahada faaliyette bulunmadığını, davanın bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara, yapılan keşfe ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, taraflara ait ruhsat kapsamlarında yer alan sınır ile Maden Dairesi koordinatları çakıştırıldığında ticari kayıtlarda da doğrulanan biçimde davalının davacıya ait maden sahalarında faaliyette bulunduğu ve çıkarılan maden miktar ve değerinin talebin dayandırıldığı iddiadan fazla olduğu, davalı şirketin dayandığı sınır düzenlemesine ilişkin protokole, bu protokole ruhsat sahibi sıfatı ile katılan davacıya ait ruhsatlı sahanın eski hak sahibi Nurten Toplutepe'ye Nurtepe Ltd. Şti.nce yapılan devir işleminin idare mahkemesince iptali nedeniyle itibar edilemeyeceği gerekçesiyle, her iki davanın kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı şirketle maden sahaları arasındaki sınırları yeniden düzenleyen 8.8.1991 tarihli protokolü imzalayan N. Toplutepe'ye davacının selefi durumundaki ilk ruhsat sahibi dava dışı Nurtepe ... Ltd. Şti. tarafından yapılan ruhsat devir işleminin İdare Mahkemesi'nce iptal edilmiş olmasına ve davalının protokolle oluşturulan sınırlara göre yürüttüğü madencilik faaliyeti sonucu davacının ruhsatlı maden sahasından elde ettiği yararlanmanın sebepsiz zenginleşmeye yol açmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı şirketin sonradan yargı kararı ile geçerliliğini yitiren protokolle belirlenen sınırlara göre, kendi maden sahasına dahil edilen kesimdeki maden çıkarımının haksız eylem değil, BK.nun 61. maddesinde tanımlanan anlamda haklı bir neden olmaksızın protokolden sonra komşu maden sahasını devralan davacı zararına mal ve rödovans ilişkisi yolu ile maddi yarar edinmesi sonucunu doğuran sebepsiz zenginleşme oluşturmasına ve anılan madde hükmünce edindiği mal ve yararlanmayı aynı yasanın 64. maddesi çerçevesinde yaptığı masrafların düşünülmesinden sonra geri vermekle yükümlü bulunması karşısında, davalı tarafın değinilen yönlere ilişkin itirazları ve BK.nun 66. maddesine dayalı zamanaşımı def'i üzerinde durularak, davalının iade yükümünün kapsam ve miktarının saptanması gerekirken, davalının yöntemine uygun zamanaşımı def'i doğrultusunda davalının davadan önceki bir yıl içerisinde edindiği ve stokladığı mal ile sattığı maden değeri ile sınırlı olarak iade sorumluluğu bulunduğunun gözden kaçınılması ve saptanmayıp ta stokladığı mal mevcudu için yaptığı masrafların aynen iadeyle yükümlü bulunduğu miktardan indirilmemesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy