(1086 S. K. m. 222, 223, 224, 225) (6762 S. K. m. 381)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Uşak Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.9.2001 tarih ve 2000/520-2001/621 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.3.2002 günde davacı avukatı Coşkun Mavioğlu ile davalı avukatı Raziye Ünal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu A.Ş.in 21.4.2000 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 3 ncü gündem maddesindeki denetçi raporunda hissedarların birbirleriyle anlaşamamaları nedeniyle yönetim ve denetim kurulunun değişmesi gerektiği şeklindeki görüşün doğru olmadığını 7 nci gündem maddesinde ortak olmayan Kadriye B. ve Mualla B'un yönetime seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, denetçi seçilen H. İbrahim C'ın şirkette çalıştığını yine 9 ncu gündem maddesinde hissedarlara önalım hakkı kullandırılmadan yapılan pay devrimlerinin onaylanmasının geçerli sayılmayacağını ileri sürerek, 21.4.2000 tarihli genel kurulun 3, 7 ve 9 ncu gündem maddelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiasının doğru olmadığını, kurucu ortaklarından Orhan B, Erol B. ve Cumhur B'un eşlerine birer pay devrinin usulüne uygun yapıldığını, davacının bundan haberdar olduğu halde önalım hakkını kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, iptali istenilen 21.4.2000 tarihli genel kurulda ana sözleşmenin açık hükmüne rağmen pay devri konusunda önalım hakkının kullanılması yönünde gerekli bildirim yapılmadan alınan hisse devrine ilişkin 25.3.2000 tarihli yönetim kurulu kararının onaylandığı ve bu şekilde hissedar eşlerinin yönetim kuruluna seçilmesi doğrultusunda karar alındığı, esasen hisse devrine ilişkin yönetim kurulu kararının karar yeter sayısını taşımadığı, genel kurulun bu yöndeki kararlarının iptali gerektiği, davacının diğer iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, şirket ana sözleşmesine aykırı olarak hisse devrinin onaylanıp, geçerli sayılmasına ve bu suretle hissedar sayılan şirket ortaklarının eşleri Kadriye B. ve Mualla B'un şirket ortağı sıfatıyla yönetime seçilmesine ilişkin 7 ve 9 ncu kararlarının iptaline, diğer istemlerin ise REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin 21.4.2000 tarihinde toplanan gelen kurulun 7 nci gündem maddesinde ortak olmayan Kadriye B. ve Mualla B' un yönetim kuruluna seçilmelerinin yasaya aykırı olduğunu, yine 9 ncu gündem maddesindeki paydaşlara önalım hakkı kullandırılmadan yapılan pay devirlerinin onaylanmasının geçerli sayılamayacağını ileri sürerek, genel kurulun anılan maddelerinin iptali isteminde bulunmuştur. Ancak, davacı vekili, aynı zamanda Uşak Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/1886 esas sayılı dosyası ile de önalım hakkı kullandırılmadan yapılan pay devirlerinin geçerli olmadığını ileri sürerek, söz konusu pay devrinin iptalini istemiştir. Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2000/1886 esas sayılı dosyasının sonucu beklenmeden, pay devrinin geçerli olmadığı ve paylarının devri iptal edilen kişilerin paydaş olmamaları nedeniyle yönetime seçilmelerinin de geçersiz olduğu sonucuna varılarak, anılan kararların iptaline karar verilmiştir.
HUMK'nun 222 ve izleyen maddeleri uyarınca, "ön sorun" veya "ara sorun" olarak da, nitelendirilebilecek olan ve görülen bir davaya ilişkin olup da, davanın nihai biçimde karara bağlanmasından önce çözümü gereken sorunlara "hadise" denilmektedir. İlk itirazlar, kanıt gösterilen belgenin sahteliği savı, eski hale getirme vb. gibi ortaya çıkabilecek ve ayrı bir dava konusu olmayıp, asıl davaya bağlı ikincil dava veya davacık niteliği taşıyan hadiseler yargılamanın her evresinde ortaya çıkabilir. Bu durumda, öncelikle hadiselerin incelenip karara bağlanması, daha sonra davaya devamla davanın esasının çözümü gerekir. Bu usuli kural veya kurumdan farklı olarak bekletici sorun (mesele-i müstehire) ise, görülmekte olan bir davayı doğrudan ilgilendiren bir konunun derdest başka bir davada görülmesi halinde, davanın karara bağlanması için o dava sonucunun beklenmesi zorunluluğu veya gereğini ifade eder. Artık böyle bir olgunun ortaya çıkması halinde başka bir derdest davaya konu ikincil (tali) bir sorun kabul edilip, "hadise" olarak çözülemez.
Somut olayda, davacı vekilinin yargılama aşamasında ileri sürdüğü gibi, Dairemiz'ce de, her iki dava dosyasının birlikte incelenmesi sonucu, davaya konu genel kurulun pay devirlerinin geçerli olup olmadığının düğüm noktası davacının Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açtığı pay devrinin iptaline ilişkin davanın sonucuna bağlı olduğu anlaşılmıştır. Şu halde mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesi'nin anılan davasının sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bağımsız derdest bir davaya konu uyuşmazlığın "hadise" kavramı kapsamında görülerek ve o davanın sonucunu da etkiler nitelikte hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy