(6762 S. K. m. 690, 615, 688, 689)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.3.2001 tarih ve 2000/141-2001/158 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan alacağına karşılık düzenlenen senette yanlışlıkla iki vade tarihi yazılı olduğunu ve icra takibinden sonuç alamadıklarını ileri sürerek, 17.500 DM karşılığı 5.072.042.500.- TL sının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, senedin delil olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, iki ayrı vade yazılı senede dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
TTK'nun 690. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 615/son maddesi uyarınca, birbirini takip eden vadeleri gösteren bonolar geçersizdir. Aynı yasanın 688. maddesinde gösterilen unsurlardan birinin yokluğu hali değil, iki vade yazılı olması nedeniyle geçersizlik söz konusu olduğundan, davada dayanılan senedin TTK 689/1. madde ve fıkrası kapsamında değerlendirilmesi ve adi senet olarak kabulü de mümkün olmayacaktır.
Ancak, davada ödünç ilişkisine dayanıldığına ve davalı temsilcisi tarafından verilen cevap dilekçesinde, davalı şirketin davacıya talep edilen miktar kadar borcu olmadığı belirtilip, hiç borçlu olunmadığı yolunda açık bir savunma yapılmamak suretiyle, borç ilişkisi hakkında tevil yollu ikrarda bulunulmuş olmasına ve ayrıca senetteki imzanın sahteliği ileri sürülmediğine göre, davaya konu senedin yazılı delil başlangıcı olarak kabulü mümkün görülmektedir.
Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek değerlendirme ve işlem yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 2.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy