(1163 S. K. m. 98) (6762 S. K. m. 224, 445)
Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.12.2000 tarih ve 1998/279-2000/1019 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Belgin Özışık vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatif aleyhine açılan davada sicildeki kaydının silindiğinin tespit edildiğini, o davada sicildeki kaydın kaldırılması için süre verildiğini ileri sürerek, terkin kaydının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif davaya cevap vermemiştir.
Dahili davalı B. Özışık vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, kooperatifin henüz tüzel kişiliğinin devam ettiği dönemde aleyhine açılmış olan davanın sonucunun beklenmesi gerekirken bu yapılmaksızın tasfiyeye karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalı B. Özışık vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tasfiye edilen kooperatifin tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.
Her ne kadar hukukumuzda dahili dava müessesesi olmadığı için dahili davalının da kararı temyiz etme hakkı olmasa da, dahili davalı B. Özışık kararda davalı olarak gösterilerek hakkında hüküm kurulduğundan kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunduğu anlaşıldığından temyiz talebinin kabulü ile işin esasına girilerek temyiz nedenlerini incelemeye karar verilmiştir.
Ticaret ortaklıkları gibi, kooperatifin de tüzel kişiliği bulunmaktadır. Kooperatifin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Tasfiye memurlarının 1163 S.K.nun 98.maddesi delaletiyle T.T.K.nun 224 ve 445. maddelerine uygun tasfiyeyi gerçekleştirmemeleri halinde tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse dahi, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda kooperatifin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası amacıyla kooperatif tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet tevcihi suretiyle dava görülmelidir.
Somut olayda ticaret siciline husumet yöneltilmediği gibi, sicilden terkin edilen kooperatife usulsüz dava dilekçesi tebliği ve usul yasamızda davanın nasıl açılacağı açıklanmış bulunmasına rağmen davaya dahil edilen tasfiye memurlarının adreslerinin yeterince araştırılmadan kooperatifin sitesine tebligat yapılarak davaya devam edilmesi doğru görülmemiştir. O halde mahkemece, yukarıda anılan ilkelere uygun olmaksızın usule aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında mahkeme kararında nelerin yazılacağı H.U.M.K.nun 388.maddesinde açıklanmış olup, ikinci fıkraya göre tarafların vekillerinin ad ve soyadlarının da şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Anılan hükme uygun olmayan mahkeme kararının bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle dahili davalı Belgin Özışık vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy