(818 S. K. m. 43, 60) (2004 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesince verilen 17.10.2001 tarih ve 1988/1276-2001/735 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.1.2002 günde davacı avukatı T. Tural ile davalı avukatı F. Köseömür gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların Yozgat-Sorgun ilçesi sınırları içerisinde kain komşu maden sahalarını işlettiklerini, davalının kendi sahasında açtığı maden ocağının altından müvekkiline ait sahaya galeri sürmek suretiyle müvekkiline ait kömürü çıkardığını, bu şekilde çıkarılan kömür miktarının Sorgun Sulh Hukuk Mahkemesince tespit edildiğini, müvekkiline ait kömürün muntazaman istihsal edildiğini ileri sürerek, 139.695 ton kömürün aynen teslimini, aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde, para karşılığının olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava hakkı olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sınır aşımı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı vekilinin bilirkişi raporunda belirtilen miktar üzerinden davasını alacak davasına hasrettiği ve belirtilen miktar üzerinden harcı tamamladığı, maden sahası sınırı ile ilgili idari davanın kesinleşmesinden sonra yaptırılan bilirkişi incelemesinde, tarafların kömür sahalarının koordinatlarının farklı olması nedeniyle ikisinin ortalamasının alındığı, dava konusu 4000-5000 kcal/kg. değerindeki kömürün 2000 yılı Aralık ayı satış fiyatının yaklaşık 30.000.000 lira ton olarak kabul edildiği, satış fiyatından maliyet ve tüm vergiler düşüldükten sonra 2000 yılının aralık ayı sonu itibariyle davacının isteyebileceği tazminatın 139.364.095.100 lira olarak belirlendiği, tazminat miktarının 31.12.2000 tarihine göre hesaplanmış olmasına göre, davalının 1.1.2001 tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağı gerekçesiyle, 139.364.095.100 lira tazminatın 1.1.2001. tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanmakta olup, davacı taraf terditli olarak açtığı işbu davada öncelikle aynen tazmine, bunun mümkün olmaması halinde tespit edilecek bedele hükmedilmesi talebinde bulunmuştur. Terditli davalarda mahkemece, ilk önce asıl talep hakkında inceleme yapılacak, asıl talep yerinde görülmez ise o zaman yardımcı talebin incelenmesine geçilecektir. Dava konusu olayda davalıya ait ruhsatlı sahadan izinsiz olarak alınıp tüketilen kömürlerin yerine aynı evsafta kömür verilebilmesi mümkün bulunduğundan BK.nun 43 ncü maddesi hükmünce davacının asıl talebi olan aynen tazmin talebinde yasaya aykırılık söz konusu değildir. Davacı taraf bütün aşamalarda aynen tazminin mümkün bulunduğunu belirterek aynen tazmine hükmolunmasını istemiştir. Mahkemece aynen tazmine karar verilmesi ve icra aşamasında bunun mümkün bulunmaması halinde İİK. nun 24 ncü maddesi hükmüne göre kömürlerin takip tarihindeki değerinin tahsili istenebilecek olduğuna göre, mahkemece kömürlerin hükme yakın bir tarihteki bedelinin tahsiline hükmedilmesi temyiz edenin sıfatına ve davadaki öncelikli talep olan aynen tazmin talebinin mümkün olmasına göre, bozma nedeni yapılamaz.
Öte yandan, BK.nun 60 ncı maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlayabilmesi için zarar görenin, zararın mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması gerekir. Dava konusu olayda, davacı taraf bu hususları delil tespit raporunun tebliği ile öğrendiğini ileri sürmüş ve bu tarihe göre de BK.nun 60 ncı maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Davalı tarafta davacı şirket yetkili organları yönünden zamanaşımı süresinin daha önce işlemeye başladığını kanıtlamış değildir. Açıklanan bu nedenlere ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine aşağıda yazılı bakiye 5.645.662.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.01.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy