(6762 S. K. m. 416, 417)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 3.10.2001 tarih ve 2000/885-2001/736 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 5.3.2002 günde davacı asil M. Kayhan ile davalılar avukatı A. Sayhan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı asil M. Kayhan ve davalılar avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili M. Kayhan'ın davalı şirketin beheri 1.000.-TL nominal değerli 64.950.000 adet A grubu pay senedine sahip iken 19.6.2000 tarihinde imzaladığı pay devir ve ferağ beyannamesi ile oğlu olan 1980 doğumlu M. Kayhan'a devrettiğini, bu konuda yönetim kurulu kararı alınmak ve pay defterine kaydedilmek için sözleşmeyi kız kardeşi olan S. Yılmaz Kayhan' a teslim ettiğini, davalı M. Kayhan'ın hem isim benzerliği hem de, baba adının aynı olmasından yararlanıp payları torunu yerine kendi adına kayıt ettirdiğini ileri sürerek, beheri 1.000.-TL olan A grubu pay senetlerinden 2.600.000 adedinin müvekkili M. oğlu 1980 doğumlu M. Kayhan adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı M. nın paylarını babası olan 1930 doğumlu M. e devrettiğini, devir işleminin usulüne uygun yapıldığını, iddianın yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, yaptırılan bilirkişi incelemesinde, TTK. nun 416 ve 417 nci maddeleri uyarınca A.Ş.de nama yazılı pay senedinin devri için pay senedinin devralan kişiye ciro edilmesi, zilyetliğin devredilmesi, yönetim kurulunun bu devir işlemini onaylaması ve pay defterine bu durumun kaydedilmesi gerektiği, somut olayda, pay senetlerinin arkasında ciroya rastlanmadığı, ayrıca devir işleminin pay defterine usulüne uygun olarak geçirilmediği, diğer işlemler yapılmış ise de, geçerli bir devirden söz edilemeyeceği, davacı taraf devrin iptali ve payların 1980 doğumlu M. adına tescilini istemiş ise de, paylar halen M. Kayhan adına kayıtlı bulunduğundan, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Davacılar vekili, müvekkillerinden M. Kayhan adına kayıtlı davalı şirkete ait nama yazılı pay senetlerini diğer davacı 1980 doğumlu M. Kayhan'a devretmek istediği halde, şirket yönetiminin hileli işlemle pay senetlerini müvekkil adına değil de, davalı 1930 doğumlu M. Kayhan adına tescil ettirdiğini, yapılan işlemin gerçek iradesini yansıtmadığını, bu nedenle tescil işleminin iptali ile devrin müvekkili M. Kayhan adına yapıldığının tespiti ve tescilini talep ve dava etmiş, davalı taraf vekili, pay senetlerinin davalı M. Kayhan adına devrinin istendiğini, bunun pay devir sözleşmesinden anlaşıldığı gibi ayrıca dava konusu pay senetlerinin zilyetliğinin de müvekkiline devredildiğini, bu nedenle iddianın yerinde olmadığını savunmuş, mahkemece, nama yazılı pay senetlerinin devri için gerekli işlemlerin bir kısmı yapılmış ise de, dava konusu pay senetlerinin arkasında bir ciroya rastlanmadığı, ayrıca devir işleminin pay defterine usulüne uygun işlenmediğinden geçerli bir devirden söz edilemeyeceği ve dava konusu payların halen davacı M. adına kayıtlı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa TTK. nun 416/2 nci maddesi hükmünde devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği öngörülmüştür. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, nama yazılı pay senetlerinin devri için temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri ve teslimi gerekli ve yeterli kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulunun 22.11.1978 gün ve 77/11-922 Esas 78/978 Karar)
Şu halde, devrin devreden ile devralan arasında hüküm ifade edebilmesi için temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması ve zilyetliğin devri yeterlidir. Pay defterine kayıt ise, devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için gereklidir.
Somut olayda, davacı M. Kayhan ile davalı M. Kayhan arasında imzalanan 1.6.2000 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi mevcuttur. Sözkonusu sözleşme incelendiğinde, 1 nci paragrafta davacı M.nın paylarını aşağıda ismi yazılı şahsa devrettiğini bildirmiştir. 2 nci paragrafta ise, devir alan devraldığını bildirip, aynı tarihte adı, soyadını yazarak sözleşmeyi imzalamıştır. Davacı taraf, 1930 ibaresinin sonradan eklendiğini iddia etmiş ise de, anılan sözleşme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, tümünün bilgisayarla yazıldığı, ancak devralan hanesinin boş bırakılıp, M. Kayhan 1930 doğumlu ibaresi ile adresinin el yazısı ile yazıldığı ve isim altının imzalandığı dikkate alındığında sözleşmenin karşılıklı olarak imzalandığı ve geçerli bir devir sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, pay senetlerinin zilyetliğinin davalı M. Kayhan'da olduğu konusu da, ihtilafsızdır. Bu durumda, TTK. nun 416 ncı maddesindeki nama yazılı pay devir koşullarının oluştuğunun kabulü ile davanın bu gerekçe ile reddi gerektiğinden sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; 1 nolu bentte yazılı onama gerekçesine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle, kararın ONANMASINA, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 250.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan alınmasına, 05.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy