(2709 S. K. m. 167, 172) (743 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.10.2001 tarih ve 2001/232-588 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilgisayar satış kampanyası dahilinde bilgisayar satın alarak, davalıdan dövize endeksli kredi kullandığını, ancak şubat 2001 tarihinde ortaya çıkan ekonomik kriz nedeniyle döviz de aşırı yükselme meydana geldiğini, sözleşmenin müvekkili aleyhine bozulduğunu, müvekkilince katlanılmaz bir hal oluştuğunu, ileri sürerek, kalan ödemelerin kriz öncesi yapılan son ödeme olan 5.2.2001 tarihindeki 673.076 liralık USD. kuru üzerinden 40.384.560 lira olarak geri ödenmesine, sözleşmenin bu şekilde uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin tarafların serbest iradesi ile yapıldığını, uyarlama şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava tarihinden sonraki ilk ödeme 3.5.2001 tarihinden aylık ödemelerin 1 USD. kurunun 1.000.000 lira üzerinden ve aylık sabit ödeme miktarı 59.950.000 lira olacak şekilde düzenlenerek sözleşmenin uyarlanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı bankadan kullandığı dövize endeksli kredinin geri ödenmesi döneminde döviz kurlarında beklenmedik oranda artış olduğunu, bu yüzden edimler arasında dengenin kendisi aleyhine bozulduğunu, işlemin temelinden çöktüğünü iddia etmiş ve sözleşmenin yeni koşullara uyarlanarak borcun TL kredisine çevrilmesini talep etmiştir. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi (Ahde vefa-Pacta Sund Servanda) yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre kişiler, özel hukuk alanında özel ve tüzel kişiler ile olan ilişkilerini var olan hukuk düzeni içinde kalmak koşulu ile diledikleri gibi düzenlemek, diledikleri konuda diledikleri ile diledikleri tipte sözleşme yapmak hak ve özgürlüğüne sahiptirler. Bu olanak, Borçlar Kanunu'nda öngörülen (Sözleşme serbestliği) ilkesinin bir sonucu olup, bu hak ve irade özerkliği (Sözleşme Hürriyeti) kavramı olarak, Anayasa tarafından teminat altına alınmıştır.
O halde, kişiler sözleşme serbestliği ilkesine göre "Kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tiplerinden ayrı, karma veya nev'i şahsına münhasır sözleşmeler yapmak ve bunların koşullarını diledikleri gibi tespit etmek, hukuka (yani buyurucu ve yasak koyan hukuk kurallarına) ahlak ve adaba aykırı olmamak şartıyla kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşmelerin fizyonomisini (tipini) değiştirmek ve konusunu yasal sınırlar içinde serbestçe tayin etme hakkını haizdir. Diğer taraftan, devletin para ve kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının düzenli işlemelerini sağlayıcı tedbirler yanında, tüketicileri koruyucu tedbirleri de alacağı Anayasa'nın 167-172 maddelerinde düzenlenmiştir.
Ahde vefa ilkesine göre; sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet olunmalıdır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge, şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. Buna göre akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar, önemli surette değişmiş ise, artık taraflar sözleşme ile bağlı olmamalıdır. Bu görüş doktrinde "Emprevizyon Teorisi" adıyla anılır. (Bkz. Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop, Tekinay Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7. Bası 1993 İst. Sh. 1005) İşte edimler arasındaki dengeyi aşırı derecede bozan olağanüstü haller, harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki olağanüstü yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi hallerde, sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık sözleşmeye sıkı sıkı bağlı kalmak, adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet(M.K nın 2/2 md.) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Bu adaletsiz sonuçları bertaraf etmek için, bu gün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması, borcun ifasını güçleştirmesi ve belki de imkansız hale gelmesi durumunda "İşlem temelinin çökmesi" gündeme gelir. Bu gibi hallerde, Emprevizyon veya Clausula Rebus Sic Stantibus kuramı çerçevesinde kurulmuş olan bir sözleşmede değişikliklerin yapılması için hakimin sözleşmeye müdahalesi istenebilecektir. Hakim bu gibi hallerde ya sözleşmeyi ortadan kaldıracak, yada sözleşme koşullarının olağanüstü olgulara uyarlanmasına ve böylece sözleşmede bozulmuş olan dengeyi yeniden sağlayacaktır. Öğreti ve uygulamada tarafların yaptığı akitte, önceden açık veya kapalı olarak koşulların olağanüstü biçimde değişmesi işlem temelinin kısmen veya tamamen çökmesi halinde, Adalet, doğruluk ve dürüstlük kurallarına dayanarak "Akti Uyarlama" benimsenmiştir. (Bkz. Kemal Tahir Gürsoy, Hususi Hukukta Clausula Rebus Sic Stantibus, Emprevizyon Nazariyesi 1950 sh. 50 vd. , Kemalettin Birsen, Medeni Hukuk Dersleri 1945 sh. 73, Ferit Hakkı Saymen, Türk Medeni Hukuku Cilt 1 , Umumi Prensipler, 1948, sh. 284 vd., Borçlar Hukuku Tekinay/ Akman /Burcuoğlu/Altop, 7. Bası. İst. 1993 sh. 1005, M. Kemal Oğuzman, Borçlar Hukuku Dersleri Cilt 1, 4. Bası İst. 1987 sh. 123, İbrahim Kaplan, Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Sözleşmenin Yorumu, Sözleşmenin Tamamlanması, Sözleşmenin Değişen Hal Ve Şartlara Uyarlanması Ank. 1987 sh. 113 ve 114, Hatemi/Serozan/Arpacı, Borçlar Hukuku Özel Bölüm İst. 1992 sh. 186 vd., Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, Haluk Burcuoğlu İst. 1995 sh. 4 vd., Y.H.G.K. nun 01.07.1992 gün 1992/13-360 E., 425 K.)Bu davalarda, hakimin göz önünde tutacağı temel esaslar genel hatlarıyla şunlar olabilir: sözleşmeye bağlılık ve saygı esastır, uyarlama daima yardımcı çözüm olarak düşünülmelidir. Karar verilirken, sözleşmeye yönelik ve bağlantılı değerlendirmeler yapılmalı, özellikle tarafların farazi iradeleri yani, tarafları sözleşmede açık kalmış hukuki meseleyi sözleşmenin inikadı sırasında düzenlemiş olsalardı doğru ve makul düşünen taraflar olarak neyi kararlaştırabileceklerinin tespitine önem verilmelidir.
Bankalar Hükümetin izni ile faaliyette bulunan, öz kaynaklarından ziyade, faiz karşılığında topladıkları mevduatı, Türk Ekonomisinin gelişme hedefleri doğrultusunda kredi olarak ekonominin kullanımına sunan Ticari kuruluşlardır. Yine başlıca kaynakları; yurt dışından sağlanan prefinansman ve sendikasyon kredileri, bankalar arası para piyasası, T.C. Merkez Bankası, Varlığa dayalı menkul kıymet ihracı, Menkul kıymet Alım-Satımı, repo işlemleridir. Bu kaynaklardan sağlanan olanaklara karşı, bunlara faiz ödemesinde bulunurken kur değişmeleri nedeniyle, kambiyo zararına maruz kalabilecekleri, kambiyo zararlarını asgariye indirmek, taahhütlerini karşılayabilmeleri hususunda kur riski ve döviz likiditesi düzenlemelerine para otoritelerinin (Hazine ve Merkez Bankası) uyguladıkları, Disponibilite ve mevduat munzam karşılığı yükümlülüklerine uymak zorunda bulundukları çok açıktır. Öte yandan, bu faktörler direkt maliyeti oluşturduğu gibi personel, kira, reklam, kırtasiye büro makinaları, sabit kıymet amortismanları ve benzeri unsurların da maliyete ekleneceği belirgindir. Bankanın bu özel durumları, sözleşmenin uyarlaması yapılırken gözden ırak tutulmamasına özen gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı, davalı bankadan 3.8.2000 - 3.7.2003 tarihleri arasında geri ödemesi yapılacak olan 36 ay vadeli, aylık ödemesi 59.95.USD olan, toplam 1.630 USD. bedelli dövize endeksli kredi kullanmıştır. Davacının kullandığı kredi miktarı ve aylık taksit miktarı ve taksitlerin uzun vadeye bağlanması dikkate alındığında, yukarıda açıklanan sözleşmenin uyarlanma şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği ve davacı talebinin hakkaniyet ve nesafet kurallarına uymadığının kabulü ile, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 1.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy