(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104, 158) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Edirne Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.09.2001 tarih ve 2000/129-2001/382 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif üyesi olan davalının, ödemediği aidat borcunu tahsili için başlatılan takibin, itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip tarihinden önce asıl borcun ödendiğini, ödenmeyen gecikme zammına faiz yürütülmeyecek şekilde takibin devamına karar verilmesi gerektiğini savunmuş, red edilecek bölüm üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının aidat borcunun aslını takipten önce ödediği, buna ilişkin itirazın haklı olduğu, ödeme tarihine kadar işleyen aylık % 15 orana göre hesaplanan 489.000.000 lira gecikme cezasından davalının borçlu olduğu, bu yöne ilişkin itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, takibin 489.000.000 lira üzerinden ve kaldığı yerden devamına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve takip talebinde asıl alacak olarak gösterilen aidat borçlarını davalının davacı kooperatife doğrudan değil, banka aracılığı ile havale etmiş olmasına, dolayısıyla davacının takibinde kötü niyetli görülmesinin mümkün bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, ödenmeyen aidat borçlarının tahsiline ilişkin başlatılan takibe itirazın iptali davasıdır.
Kooperatif genel kurul kararında ifade edilen aylık % 15 gecikme zammı, Dairemiz'in yerleşik uygulamasına göre, BK.nun 158. madde hükmünde düzenlenen cezai şart olmadığı gibi, vade farkı alacağı da değildir. Faiz ve benzerlerinden sayılması mümkün olmayan gecikme zammı ile temerrüt faizi farklı kavramlardır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının takip öncesi aidat asıllarına ilişkin yaptığı ödeme tarihine kadar hesapladığı 489.000.000 lira temerrüt faizi olup, bunu mahkemenin gecikme cezası olarak nitelendirdiği ve asıl alacağa eklenmesi gereken bir unsur olarak ele aldığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilince bilirkişinin belirlediği miktarın temerrüt faizi olduğu ve faize faiz hükmedilemeyeceği son celse dile getirildiği halde, mahkemece bu yönde gerekçede bir açıklama yapılmamakla mahkemenin aksi kanaatte olduğu sonucu çıkmaktadır. Zira, takibin aynen devamına karar verilmiş olup, takip talebindeki faize faiz talebi kabul edilmiş, dolayısıyla B.K.nun 104/son fıkrası hükmü ihlal edilmiş olmaktadır. Kararın bu nedenle, mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden, HUMK. nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın HÜKÜM bölümünün ilk bendinin üçüncü satırında yer alan kaldığı yerden ibarelerinin hükümden çıkartılmasına, yerine takip tarihinden itibaren faizsiz ibaresinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy