(1163 S. K. m. 16, 27)
Taraflar arasında görülen davada Gönen Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.9.2001 tarih ve 1999/327-2001/240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı iken, ortaklıktan haksız olarak ihraç edildiğini, oysa müvekkilinin kooperatife hiçbir borcunun olmadığını, kooperatife çekilen ihtarlara rağmen borcun açıklanmadığını ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ihraç kararının usul, yasa ve anasözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından ihtarnamelerin usulüne uygun olup, davalının borcunu ödemediği gibi, ihraç kararının 28.10.1998 de tebliğ edilmesine rağmen 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif tarafından verilen ihraç kararının iptaline ilişkindir. Davalı kooperatif ana sözleşmesinde, yasa ve anasözleşmeye aykırı davranan ortak için yönetim kurulunca çıkarma kararı verilebileceği öngörülmüş ve davacıda parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, yönetim kurulunun 26.10.1998 tarihli kararı ile ortaklıktan çıkarılmıştır. Daha sonra, davalı kooperatif davacı ortağın durumunu 6.6.1999 tarihli genel kurulda incelemiş ve 3.maddesinde davacının ihracına karar verilmiştir. Bu yeni bir ihraç kararı olup 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16.maddesi uyarınca, genel kurulca çıkarılan ortaklara bu çıkarma kararının tebliği gerekir. Ortak, genel kurulda olsa bile, yine genel kurul kararının tebliği gerekmekte olup, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesine göre çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde itiraz davası açılmalıdır. Anılan maddedeki üç aylık süre hak düşürücü süre olup, açılan davada sürenin geçip geçmediği mahkemece resen araştırılmalıdır. Dava konusu olayda, 6.6.1999 tarihli genel kurulda alının ihraç kararının davacıya tebliğine dair tebligata ait belge dosyada bulunmamakla birlikte genel kurul tarihi itibariyle davanın süresinde açıldığının kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca, 1163 sayılı kooperatifler Kanununun 27.madde hükmü uyarınca, parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen ortağa gönderilen iki ihtarda da borç miktarının Dairemizin kökleşen uygulamalarına göre aynı ve asıl borç ve faizin de ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekir. Oysa, davalı kooperatifin ihraca esas ihtarlarında istenen rakamlar birbirinden farklı olduğu gibi, aidat ve faiz miktarı ayrıntılı ve açık değildir. Dolayısıyla davalı kooperatifin keşide ettiği ihtarnameler 1163 sayılı yasanın 27.maddesine aykırı bulunduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 8.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy